Haber Detayı
30 Aralık 2019 - Pazartesi 14:27 Bu haber 2155 kez okundu
 
Kanal gereksiz ‘Yerli’ Otoyu Destekleriz
Saadet Partisi 20. ve 21. dönem Malatya Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Canbay katılımı ile partisinin Antalya İl Genişletilmiş Divan toplantısı’nda gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.
Politika Haberi
Kanal gereksiz ‘Yerli’ Otoyu Destekleriz

Kanal İstanbul ve yerli otomobil konusuna değinen Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Canbay, “Kanal İstanbul diye bir şey çıktı. Kanal İstanbul’dan bana ne? Devletin rakamlarına göre 4 buçuk milyon işsiz var, başvuru yapmayan kişilerle beraber bu rakam 8-9 milyonu buluyor. Yerli otomobilin ise yüzde 100 yerli olmasını ister ve destek veririz” dedi.

“Asgari ücret hükümetin belirlediği rakamlarla insanların karnını doyurmaya yetmez” diyen Canbay, “İç talep artarsa o zaman esnaf da sanayici de gelişir ve geliri artar. Çalışan insanlar sadece karın tokluğuna çalışamaz. Her sene iktidar alacağı tedbirlerle asgari ücreti enflasyonun üstünde yüzde 7 artırsın insanların aldığı ücret sadece açlık sınırında kalmaz, yoksulluk sınırını da yakalar. Bu pazarın ve üretimin yükselmesi anlamına gelir. Bu şekilde sanayi de ayakta kalır. Bu fikre inanmak, idrak etmek ve gayret göstermek lazım. İktidar bunu yapamaz. Erbakan Hoca iktidara geldi ve altı ay içinde maaşlara yüzde 130 zam yaptı. Erbakan Hoca’nın ülkeyi batıracağını söylediler. Ama o günlerde denk bütçe yapıldı. Hedefleri yakalarsak ülke ayağa kalkar” açıklamasında bulundu.

(Saadet Partisi 20. ve 21. dönem Malatya Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Canbay katılımı ile partisinin Antalya İl Genişletilmiş Divan toplantısı’nda konuşmasının tam metni...)

ANTALYA İL DİVAN TOPLANTISI

Güzel bir ülkede yaşıyoruz. Zengin tabii kaynaklarımız var. Geniş orman, mera, ova, akarsulara sahibiz. 3 tarafımız denizlerle çevrili, aynı anda 4 mevsimi yaşıyoruz.

Zengin tarihi mirasa sahibiz. Ecdadımız büyük bir medeniyet kurmuş, bütün dünyaya adaleti, ahlakı ve insanlığı öğretmiştir.

Genç bir nüfüsa sahibiz. Stratejik bir bölgedeyiz, 3 kıtanın birleştiği noktadayız. Çevremiz zengin enerji kaynaklarının terminali konumundadır.

Bu imkanlara, kaynaklara, fırsatlara sahip olan bir ülke olarak süper bir ülke olmamız, en azından gelişmiş bir ülke olmamız gerekirken bugün hala gelişmekte olan ülke konumundan çıkamadık.

Ülkemiz ve bölgemiz üzerinde emelleri olanlar, planlarını en acımasızca, zalimce sürdürmektedirler.

Ülkemiz üzerinde iki yönlü çökertme planı uygulanıyor. Maddi bakımdan insanımızı işsiz bırakma, aç bırakma, borca esir etme, dışarıya muhtaç etme planı, manevi yönden dininden, kültüründen, tarihinden, değerlerinden uzaklaştırma planı.

Bu planlar gözden kaçırılıyor, suni gündemlerle gizleniyor.

Siyasi parti genel başkanlarının birbirlerine karşı tavırları toplumu kamplaştırmakta, kutuplaştırmakta ve ayrıştırmaktadır. Kavga üzerinden yüksek gerilimli bir dil ve üslup sürdürülmektedir.

Halbu ki dış tehditlere karşı güçlü olmanın yolu iç barışı sağlamaktır. Bütün liderler huzur, barış ve kardeşliği sağlamaktan sorumludur. Özellikle de iktidarda olanların iç barışı sağlamaktaki sorumluluğu daha da büyüktür.

 

ÖNGÖRÜLEMEZLİK DÖNEMİ:

*Türkiye her anlamda bir öngörülemezlik dönemi yaşamaktadır.
Hiç kimse yarın neye uyanacağını, nasıl bir tablo ile karışılacağını tahmin bile edemez haldedir.

*Gençlerimiz geleceğinden endişeli, yarınından umudunu kesmiş, ümitsizlik içinde kıvranmaktadır.
Ülkede her konuda bir tıkanıklık var; bunu vatandaş Mehmet de biliyor; Cumhurbaşkanı da!

*İşsizlik almış başını gidiyor, borç gırtlakta.. Aile kurumu çatırdıyor,  manevi ve ahlaki değerlerimiz yozlaşmış..
Kime dokunsan bin âh işitiyorsun. Hiç kimse bu gidişattan memnun değil.
 

DIŞ POLİTİKA:

*Bölgemiz başta olmak üzere dünya bir kriz, buhran ve çatışma dönemi yaşamaktadır.
Kan ve gözyaşı hiç olmadığı kadar oluk oluk akmakta..
Mazlumların imdat çığlıkları arşa yükselmiş.Suriye, Yemen, Arakan, Doğu Türkistan,.. daha pek çok yerde …

*Dünya'da bir kaç ülke ve bu ülkelerdeki bir avuç insan tüm zenginliği tekeline almış.
İnsanlık her gün yeni mağduriyetler, haksızlıklar karşısında çaresiz..

*Coğrafyamızda ve dünyada tüm bunlar yaşanırken hükümet, dış politakada da diğer her konuda olduğu gibi ileriyi görememekte.

*Yanlış politikalar, popülist söylemler, dış politakanın iç siyasete alet edilmesi gibi nedenlerle dış politikamız iflas etmiş durumdadır.

*Hükümet, 'doğru, iyi ve güzel' olanı söylüyor; fakat 'yanlış' olan ne varsa hepsini yapıyor.
Sözler bir türlü icraata dönüşmüyor.

 

EKONOMİ:

*Ekonomi gündemi ilk sırada, diğer tüm problemler ekonomik sorunlar yanında gölgede kaldı.

*Son 18 yılda hem devlet hem özel sektör hem de hanehalkı borçlandırıldı.
2018 bütçesinde 70 milyar tl olan faiz ödemesi 2019 bütçesinde 117 milyar tl olarak hesaplandı. Bu rakam 2019 bütçesinde yatırıma ayrılan payın (60 milyar tl)iki katıdır.

2020 Bütçesindeki bazı rakamlara baktığımızda;

Bütçe Giderleri: 1 Trilyon 95, 5 Milyar lira

Bütçe Gelirleri: 956, 6 milyar lira

Bütçe Açığı    : 138, milyar lira

Kamu Yatırımları: 88, 5 milyar lira

Bu açığı kapatmak ve faiz ödemeleri için yeniden borçlanmaya gidilecektir.

Açlık sınırının 2,162 lira olduğu günümüzde, 2020 yılı için asgari ücretin 2.324 lira olarak açıklanması bu iktidarın işçiye yaklaşımını ortaya koymaktadır.

*Üretime dönük yatırım yapılmadan işsizlik çözülmez.

*Bugün umut olmak isteyen bir iktidar, borçlanma yerine kaynak geliştirmeyi, tüketim yerine üretimi geliştirici kalkınma anlayışını benimsemelidir, aksi taktirde her güne zamlarla, kapanan şirketlerle ve artan işsizlikle uyanırız.

* Üretken yatırımlarını destekleyemeyen bir yönetim enflasyonla topyekün mücadele edemez.

Faizi talimatla indirse de hayat pahalılığına engel olamaz.

*Ekonomide plansızlığın acı faturası milletimizin cebine, mutfağına yansımış, çarşı-pazar fiyatları can yakar hale gelmiştir. Böylesi bir durumda çiftçimizi, memurumuzu, işçimizi, gençlerimizi, kadınlarımızı, emeklilerimizi ayağa kaldıracak, onların hayat standartlarını yükseltecek bir anlayışa yönelmeliyiz.

*Tek meselemiz;  akşam yattığında yarın ödeyeceği borcu değil, yarın yapacağı yatırımı düşünen insanlarla dolu bir ülke kurmaktır.

Ekonomi çöktü, milletimiz perişan, geçinemiyor ama yöneticilerimiz pembe tablolar çiziyor, manşetler atılıyor "Türkiye ekonomisi uçuşa geçti" diye!

İktidar, medyayla, STK'larla, akademisyenleriyle milletin gerçek hayatta yüzleştiği sorunların üzerini örtmeye, sun'i gündemlerle kamuoyunu meşgul etmeye çalışıyor.

Evet, madem ekonomimiz iyi gidiyor da o zaman bu kadar insanımız neden açlık ve yoksulluk sınırının altında bir ücrete mahkum?

Neden, her gün bir başka yerden "geçinemeyen vatandaş" intihar etti haberlerini işitiyoruz?

Evet her şey bu kadar güllük gülistanlık da, mutfakta neden tencereler kaynamıyor, neden çocuğuna okula gönderirken 1 lira simit parası veremeyen anne babalar var bu ülkede?

*Biz Saadet Partisi olarak; millet geçinemeyip, intihar ederken, milyonlarca insan işsizken, bir o kadar insan açlık ve yoksulluk sınırının altında ücretlerle geçinmeye mahkumken; ülkenin kaynaklarının har vurup harman savurulmasına karşıyız.

*En öncelikli hedefimiz; şu ekonomik kriz ortamında yoksullukla, işsizlikle ve hayat pahalılığı ile mücadele etmek olmalıdır. Gençlerimizin başındaki bu işsizlik sorunu ile baş etmeye öncelik vermemiz gerekiyor. Maalesef; bu konuda durum her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Gidişat gerçekten iyi değil! Yani işin özeti istatistiklere sığmayan bir geçim sıkıntısı ile karşı karşıyayız.

 

YERLİ OTOMOBİL

27 Aralık 2019 günü yerli otomobilin tanıtımı yapıldı.

Bizim insanımıza güvenip gerekli kaynak ayrılsa inanıyorum ki 2 sene sonra Türkiye’de araba üretilir.

Biz her konuda yerli üretimi en önemli mesele olarak görüyoruz. Biz her ne olursa olsun yine de ümitvar olmak istiyoruz. Başarılı sonuçlanmasını temenni ediyoruz.

 

KANAL İSTANBUL:

*Bu proje boğazda oluşan gemi trafiğini hafifleteceği iddiasıyla ortaya konuldu.

*Ancak, bu projenin sadece Türkiye'yi etkilemediğini bilmek gerek. Marmara Denizi ile Karadeniz’i birleştirecek olan bu kanal Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler için de önemli. Ayrıca uzmanların açıklamalarına göre deniz ekosistemini, canlılarını ve içtiğimiz suları olumsuz yönde etkileyecek. Projenin gerçekleşeceği bölgelerde de hâlâ yaşam alanları olduğunu unutmamak gerek.

Yeni yayınlanan raporda bu projenin maliyeti, 75 milyar TL olarak duyuruldu.

*Kanal İstanbul’un iktisaden yanlış bir öncelik, çevre açısından yanlış bir proje olması yetmiyormuş gibi Montrö’yü zaafa uğratacak olması daha büyük bir vahamettir.

*Lozan’ın ‘serbest geçiş’ düzenindeki eksiklerini Montrö tamamlamıştır ve işte Boğazlarla ilgili bir sorun çıktığında “işte Montrö kuralları” diyoruz..

*Şimdi, Rusya Akdeniz’e, Amerika Karadeniz’e çıkmak için Montrö’yü aşan gemilerini Kanal’dan geçirmeye kalktığında, hangisini önleyip öbürünün çıkarı uğruna kavga edeceğiz?!.
*Kaynakların verimli kullanılması diye bir kavram vardır.
İster kamu olsun, isterse özel sektör olsun kaynakların verimli kullanılması gerekiyor.

Kanal İstanbul sonucu iki boğaz arasında kaç milyon insan yerleşecek bilmiyoruz.

*Millet ''boğaz'', onlar ''çılgın proje'' derdinde!

*Böyle bir denklemde ne oluyor da illa kanal diye tutturuyoruz?
Acaba örtülü siyaset fonlaması için yeni rant alanları mı gerekiyor?
Yeni bir arsa rantı ve Kuzey İstanbul şehri için mi bu kadar ısrar?

*Bildiğimiz bir şey var ki, o da bu kafanın aklının fikrinin betona çalışmasıdır. Yok o arsa değerli, yok bu arsa değerli...”İstanbul’a ihanet ettik, hala ihanete devam ediyoruz.” Sözü kanal İstanbul’u da kapsamıyor mu?

*Beton uğruna  milyarlarca lira sermayemizi heba ettik. Acaba hiç mi ders almayız da hala illa beton diye tuttururuz.

 

ADALET-EHLİYET/LİYAKAT:

*Adalet sorununu çözmeden, diğer hiçbir konuda başarı sağlayamayız.

*Haksızlıklar, mağduriyetler giderilmeden, ekonomik göstergelerin, işsizlik  oranlarının, döviz kurunun hiçbir anlamı yoktur.

*Adalet açığının olduğu bir yerde; cari açığı, bütçe açığı gibi açıkları giderseniz ne olur, gidermeseniz ne olur!

*İşe alımlar başta olmak üzere devletin tüm kurumlarında torpil, adam kayırma, iltimas uygulamaları ayyuka çıkmış vaziyettedir.

*KHK'lılar başta olmak üzere adaletsiz uygulamalar onbinlerce insanın canını yakmaktadır.
*Defalarca dile getirdik; tek başına devasa ''Adalet Sarayları''  yapmak; adalet açığını gidermeye yetmez!

*Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü esas alınmadan, en tepeden en aşağıya adalet temel kaide olarak benimsenmeden, tüm haksızlıklar, mağduriyetler giderilmeden, tertemiz bir sayfa açılmadan; ülkemizin düzlüğe çıkması mümkün değildir.

 

ÇÖZÜM SİYASETİ:

*Eğitimden tarıma, ekonomiden, dış politikaya, sağlıktan adalete hemen her konuda durumumuz iyiye gitmemektedir.

*Saatlerce konuşsak, bu problemleri saya saya bitiremeyiz.
Elbette, içinde bulunduğumuz durumun anlaşılabilmesi için bazı konu başlıklarında yaşanan sıkıntıları dile getiriyoruz.

*Ancak; biz Saadet Partisi olarak sorun odaklı değil; çözüm odaklı siyaset yapmayı tercih ediyoruz.

*Siyaset her şeyden çok, çözüm üretme işidir. Öncelikle Türkiye’de siyaset anlayışını, siyaset yapma biçimini değiştirmek zorundayız.

*Siyasetin, milletin sorunlarına çözümler bulma işi olduğunu unuttuk epey zamandır. İnsanları kimlikler, inançlar, kökenler, ideolojiler üzerinden ayrıştırmaya, kutuplaştırmaya ve böylelikle iktidarını koruma odaklı bir siyaset anlayışı bize bunları konuşturmak istemiyor.

*Merhamet, şefkat ve adalete dayalı bir yeni anlayışa ihtiyacımız var.

Gönülleri yakan yoksulluk  ve vicdanları yaralayan kadın cinayetleri başta olmak üzere, ahlaki çürümüşlükle, toplumu derinden sarsan olayların üzerine ciddi bir şekilde gidilmesini istiyor.

 

SAADET PARTİSİ'NİN DURUŞU:

*Saadet Partisi olarak milletimizin dile getirilmesini istediği, yakındığı problemleri gündeme getirmeyi, bu problemlere çözüm önerisi sunmayı bir vazife olarak görüyoruz.
Sorunlara, ilgili kişi ve kurumlarla istişare ederek çözüm önerisi getirmeye devam edeceğiz.

*Şu güzelim memleketin dertleri üzerine düşünülsün, şu aziz milletin hiçbir ferdinin hakkı çiğnenmesin istiyoruz.

*Türkiye'nin konuşulamayacak, bir araya gelip konuşulunca da çözülemeyecek hiçbir meselesi yoktur. Öncelikle bunun bilinmesini istiyoruz.

*Bir kez daha ifade edelim; toplumun her bir kesimi, her bir ferdi ile oturup meselelerimizi konuşamadığımız zaman ülkemizi düzlüğe çıkaramayız.

Biz sorumluluk gereği bugüne kadar hep iktidarı uyardık, bugünden sonra da uyarmaya devam edeceğiz. Ancak ne yazık ki; son 10-15 yıldır, uyarılarımıza rağmen; dış politikadan, ekonomiye, tarımdan, eğitime hemen her konuda ''her çıkmaz sokağın, çıkmaz olduğunu anlamak için sonuna kadar yürümek zorunda bırakıldık.''

 

YENİ DÖNEM

*Üst üste birçok seçim dönemi yaşadık.
Çok baskılar gördük, türlü hakaretler işittik.
Medya ambargosu başta olmak üzere; türlü nedenlerle sesimizi, sözümüzü insanımıza ulaştırmakta zorlandık.

*Ama teşkilatlarımız, yılmadan/yorulmadan gece-gündüz demeden gayret gösterdi; bütün bu gayretlerden sonra insanlar, ''ya bu Saadet Partisi aslında güzel şeyler söylüyor, tavizsiz bir duruş sergiliyor'' demeye başladı.

*Biz, başka siyasi partilerin iç meseleleri ile vakit kaybetmeden, kendi işimize odaklanacak, sesimizin, sözümüzün daha çok kişiye ulaşması için gayret göstereceğiz.

*''Sessizliğin ve kargaşanın ortasında konuşma yürekliliği gösterirseniz; birileri sizi mutlaka duyar!''

*Saadet Partisi de; bu ülkede söylenmesi gerekenleri hiç çekinmeden, lafı eğip bükmeden söyleyen siyasi partinin adıdır.

*Evet; başta Muhterem Genel Başkanımız olmak üzere Saadet Partisi olarak; dikkatler üzerimizde, Türk Siyaseti'nin vicdanı olarak söylediklerimiz kamuoyunun dikkatini çekmektedir.

*Bize düşen bu yeni dönemde bu sözü çoğaltmak, bu sesi daha fazla insanın duyması için gayret göstermektir.

O yüzden sizlere büyük iş düşmektedir.

Vazifelerimizi düzgün yapmamız gerekiyor. Her birimizin üzerinde önemli görevler vardır. Sorumluluk yüklenerek gereğini yerine getirme yeridir…

Erbakan Hocamızdan bizlere çok veciz cümleler kaldı. Onlardan bir tanesi, hepinizin bildiği "Fırtınalara yön veren kelebeklerin kanat çırpışıdır",

Her bir teşkilat mensubumuz bir kanattır

Bir kanadın eksik kalması, bir kanadın işlevini düzgün yerine getirememesi felaketleri önleme şansımızı azaltır.

Türkiye ve Dünya talan olur. O yüzden üzerimize düşen mesuliyeti en güzel şekilde fedakarca bir gayret ortaya koyarak yerine getireceğiz.

Biz çalışacağız, inanacağız ve Allah’ın izniyle başaracağız.

Kaynak: Editör:
Etiketler: Kanal, gereksiz, ‘Yerli’, Otoyu, Destekleriz,
Yorumlar
Haber Yazılımı