Yazı Detayı
30 Haziran 2019 - Pazar 00:16 Bu yazı 172 kez okundu
 
Yetivesin, Bitivesin Gari Be..!
Mesut İNCİ
 
 

Ünlü Edebiyatçımız Cemal Sürayya’ya sormuşlar, “Bir ülkenin ilerlemesi ve geri kalmışlığını nasıl anlarsınız.?” diye.

Rahmetli Cemal Süreyya, taaa, o zamanlar, “Eğitimi ile sağlığa verdiği öneme bakarım” demiş. Şu anda TIP bazı zat-ı muhterem hocalarımız ve üniversitelerimiz dışında yürüyor ama Eğitimimiz ise hak getire. Olmaz böyle bir eğitim düzeni. Olmaz böyle bir şak şakçı zihniyet.

Bizde de, durmadan hata üstüne hata yapılıyor.  hata yapılmayan, yaz boz tahtasına döndürülmediğimiz gün yok ki. Her hükümet döneminde, başka projeler geliştirilmeye çalışılıyor.

Nedir o hata diyeceksiniz değil mi.?

Eğitimi, siyasi-ideolojik tartışmalara, bilek güreşine kurban etmek. Sadece AK Parti iktidarı döneminde 17 yılda 15 kez değişen bir eğitim sisteminden bahsediyoruz. Şimdi yeniden bir sistem değişikliğine gidiliyor. Değişik üzerine yapılan tartışmalar, eleştiriler yine siyasi-ideolojik çerçeveden dışarı çıkmıyor. Oysa teknoloji öyle bir noktaya geldi ki; artık eğitimde yeni bir paradigma var. Bildiğimiz her şeyi unutup sıfırdan başlamak zorundayız. Türkiye’deki tartışmaların bu yeni paradigmada hiçbir karşılığı yok.

KODLAMA BİLMEYEN ÇOCUK CAHİL SAYILACAK!

Çocuklara hazırladığımız dünya değişti, hayat değişti ama okullar aynı kaldı. 21’inci yüzyılda her şey “akıllı”, birbiriyle konuşuyor! Kodlama bilmeyen bir çocuk bu yeni dünyada okuma-yazma bilmiyormuşçasına “cahil” kabul edilecek. Her şey değişti ama değişmeyen hatta zeka düzeyleri gerileyen insanlar var içimizde. Bu günümüze şükürler olsun, Allah bizleri ve çocuklarımızı, hatta torunlarımızı ve gelecek nesli, geri zekalıların alacak kararlardan korusun.

Zannediliyor ki; çocuk okulda gördüğü dersle kimliğini inşa ediyor. O devir artık bitti! Türkiye’deki güncel tartışmadan örnek verelim: Din dersi zorunlu mu? Din dersini zorunlu tuttun diye dindar olmuyor çocuk ya da kaldırdığında dinsiz... Bu içerik tartışmalarının hepsi siyasi-ideolojik tartışmalar. Bu tartışmayı kimin kazandığının Türkiye’ye zerre kadar faydası yoktur. Kaldı ki eğitimin amacı içerik aktarımı değil, eğitimin amacı çocuğu meraklandırmak; bilgiye nasıl ulaşacağının becerisini kazandırmak. Biz sürekli çocuklara bir şeyler ezberletip sınava sokuyoruz. Bir sınavdan ötekine... Bütün o sınavlar aynı becerileri ölçüyor. Ama o becerilerin artık yeni dünyada bir karşılığı yok! Google’ın olduğu bir dünyada Türkiye’deki sınavların hiçbir hükmü yoktur. O yüzden de sınavlarda başarılı olanlar ile hayatta başarılı olanlar arasında ciddi bir fark var.

İTİRAZ ETMEYEN BİR NESİL BAŞARILI OLAMAZ

Yeni dünyada ekonomiden sanata her şeyin temelinde inovasyon var! İnovasyonun birinci kuralı da itiraz etmek! Türkiye’ye bir bakın, hangi aile bu ülkede çocuğuna itiraz etmeyi öğretebilir? Öğretti diyelim, sürekli itiraz eden o çocuğun üniversitede başına gelecekleri hepimiz biliyoruz değil mi? Her şehre bir üniversite açarak “eğitimde devrim” yaptığımızı sanıyoruz. Oysa James Heckman’a Nobel Ekonomi Ödülü aldıran çalışma diyor ki; okul öncesi eğitime yatırılan her 1 dolar 7 dolar olarak geri dönüyor. Prof. Dr. Selçuk Şirin’in şahane bir tespiti var: “Her şehre üniversite açacağınıza her mahalleye kaliteli bir anaokulu açın.”

BAKAN İYİ NİYETLİ AMA..!

Türkiye’nin 1946’dan beri en büyük sorunu bağımsız şekilde sorun çözebilen bireyler yetiştiren bir eğitim sisteminin yokluğudur. Eğitimin siyasi kadrolaşmaya, güç gösterilerine ve tartışmalara kurban edilmesidir. Yeni Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk sektörün içinden gelen değerli biri... İyi şeyler yapmaya çalışıyor. Samimi buluyorum. Destekliyorum. Lakin tek endişem var, Türkiye’de eğitim hadisesine baş koyanların hepsinin bir şekilde önü kesildi. Umarım Ziya Hoca’nın sonu Köy Enstitülerini ülkeye kazandıran efsane Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali’ye benzemez...

 
Etiketler: Yetivesin,, Bitivesin, Gari, Be..!,
Yorumlar
Haber Yazılımı