Antalya Dayanışma Grubu’ndan: Antalya’ya Yol Haritası: Plansız Büyümeye Karşı Kritik Uyarı
Antalya Dayanışma Grubu’ndan: Antalya’ya Yol Haritası: Plansız Büyümeye Karşı Kritik Uyarı
Antalya Dayanışma Grubu tarafından hazırlanan “Antalya Sürdürülebilirlik Raporu”, kentin geleceğine ilişkin kapsamlı bir vizyon ortaya koyan, bilimsel temelli ve çok disiplinli bir çalışma olarak kamuoyuna sunuldu.
antalyahabertakip.com - Kent planlama, çevre, mühendislik, ekonomi, sosyal politika ve afet yönetimi alanlarında uzman isimlerin katkısıyla hazırlanan rapor; Antalya’nın hızlı büyüme sürecinde karşı karşıya olduğu riskleri analiz ederken, aynı zamanda uygulanabilir çözüm önerileri içeren stratejik bir yol haritası niteliği taşıyor.
Bilimsel temelli sivil inisiyatif
Antalya Dayanışma Grubu, kentin doğal, kültürel ve kentsel değerlerini koruma hedefiyle bir araya gelen, siyasi ve ticari bağımsızlığa sahip bir sivil inisiyatif olarak tanımlanıyor. Grup; çevresel, mekânsal ve sosyal sorunlara bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşarak kamu yararını önceleyen politika önerileri geliştirmeyi amaçlıyor. Hazırlanan sürdürülebilirlik raporu, bu misyonun somut bir çıktısı olarak Antalya’nın orta ve uzun vadeli gelişimine ışık tutmayı hedefliyor.
24 Aralık 2025’te yapılan grup toplantısında sunulan rapor; hızlı nüfus artışı, plansız kentleşme, turizm baskısı ve iklim kaynaklı afet riskleri karşısında Antalya için kapsamlı bir yeniden yapılanma perspektifi ortaya koyuyor. İnşaat, çevre, makine ve harita mühendisleri ile ekonomistlerden oluşan teknik kurulun hazırladığı çalışma, bilimsel veriler ve saha gözlemlerine dayanıyor.
Bütüncül kentsel planlama vurgusu
Raporda Antalya’nın uzun yıllardır parçalı imar kararlarıyla büyüdüğü ve bunun altyapı üzerinde ciddi baskı yarattığı belirtiliyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde ulaşım, konut, çevre, turizm ve afet yönetiminin tek bir planlama çerçevesinde ele alınması öneriliyor. 2025–2100 dönemini kapsayacak yeni bir Çevre Düzeni Planı’nın hazırlanması, kentsel dönüşümün parsel bazlı değil mahalle ve bölge ölçeğinde gerçekleştirilmesi ve yerinde dönüşüm ilkesinin benimsenmesi temel başlıklar arasında yer alıyor.
Bu yaklaşımın, kentsel dönüşümü yalnızca yapı yenileme süreci olmaktan çıkararak sosyal ve ekonomik boyutlarıyla ele alan bütüncül bir modele dönüştürmesi hedefleniyor.
Kent estetiği ve kamusal yaşam
Rapor, Antalya’nın kentsel kimliğini etkileyen en önemli unsurlardan biri olarak kent estetiğine dikkat çekiyor. Çarpık yapılaşma, uyumsuz cepheler, tabela kirliliği ve yeşil alan eksikliği temel sorunlar arasında sıralanıyor. Yeni yapı ruhsatlarında estetik kriterlerin zorunlu hale getirilmesi, doğal ve tarihî dokuya uyumlu mimarinin teşvik edilmesi, kültür ve sanat yapılarının artırılması ve kamusal alanların yeşil koridorlarla güçlendirilmesi öneriliyor.
Raporda estetiğin yalnızca görsel bir mesele olmadığı, aynı zamanda sosyal etkileşimi ve kent aidiyetini güçlendiren bir unsur olduğu vurgulanıyor.
Afetlere karşı dirençli Antalya
İklim değişikliğinin Antalya üzerindeki etkileri raporda ayrıntılı verilerle ele alınıyor. 1975–2025 yılları arasında yaşanan 161 taşkın ve 5 binden fazla orman yangını, kentin afet risklerine açık yapısını ortaya koyuyor. Bu çerçevede Afet Riski Envanteri ve İzleme Sistemi kurulması, altyapının iklim dirençli hale getirilmesi, veri temelli kentsel dönüşüm planları hazırlanması ve toplum temelli afet eğitimlerinin yaygınlaştırılması öneriliyor.
Afet yönetiminin yalnızca yapısal önlemlerle sınırlı kalmaması, bilgi ve toplumsal farkındalık boyutunun da güçlendirilmesi gerektiği özellikle vurgulanıyor.
Şeffaf arazi yönetimi
Raporda mülkiyet ve arazi kullanımı konusu Antalya’nın en hassas alanlarından biri olarak değerlendiriliyor. Plan değişikliklerinde şeffaflık eksikliğinin güven kaybına yol açtığı belirtilerek, İmar Planı Değişikliği Bilgi Sistemi kurulması ve tüm plan değişikliklerinin gerekçeleriyle dijital ortamda kamuya açılması öneriliyor. Ayrıca Arazi Kullanımı Koordinasyon Kurulu oluşturulması, kadastro ve orman sınırlarının güncellenmesi ve turizm tahsislerinin şeffaflaştırılması hedefleniyor.
Kıyılar ve deniz ekosistemi
640 kilometrelik kıyı şeridiyle Antalya’nın hem ekonomik hem ekolojik açıdan stratejik bir konuma sahip olduğu belirtilen raporda, kontrolsüz yapılaşma ve kıyı işgallerine dikkat çekiliyor. Kıyı alanlarında kamusal erişimin korunması, falez ekosistemlerinin güçlendirilmesi ve marina yatırımlarının çevresel taşıma kapasitesine göre planlanması öneriler arasında yer alıyor.
Demre, Side, Kaleiçi ve Alanya’da eko-marina konseptinin geliştirilmesi ve deniz ulaşımında uluslararası çevre standartlarının uygulanması gerektiği ifade ediliyor. Raporda “denizin yalnızca ekonomik değil, ekolojik bir sorumluluk olduğu” vurgusu öne çıkıyor.
Ulaşımda düşük karbonlu vizyon
Artan araç sayısı ve turizm yoğunluğu nedeniyle ulaşım altyapısının zorlandığı belirtilen rapor, güncel bir Ulaşım Master Planı hazırlanmasını öneriyor. Raylı sistemlerin Belek–Manavgat yönüne uzatılması, Antalya–Alanya hızlı tren hattı ve metro yatırımları, yeni çevre yolları ve dijital ulaşım veri platformu başlıca öneriler arasında bulunuyor. Amaç; toplu taşımayı güçlendirmek ve karbon emisyonlarını azaltmak.
Yeşil ekonomi ve sosyal sürdürülebilirlik
Rapor, sürdürülebilirliği çevresel olduğu kadar sosyal bir mesele olarak da ele alıyor. Su kaynaklarının korunması, tarım alanlarının verimli kullanımı, geri dönüşüm altyapısının geliştirilmesi ve yenilenebilir enerji yatırımları öncelikli alanlar olarak öne çıkıyor.
Gençlerin eğitim ve istihdam olanaklarının artırılması, yaşlı ve engelliler için erişilebilir kent politikaları, barınma ve kira sorunlarına sosyal çözümler geliştirilmesi ve kültürel mirasın korunması da raporun sosyal boyutunu oluşturuyor.
Stratejik bir yol haritası
Genel değerlendirme bölümünde rapor, Antalya’yı çevresel taşıma kapasitesi, mekânsal bütünlük, afet riski ve sosyal yapı ekseninde bir bütün olarak ele alan stratejik bir vizyon belgesi olarak tanımlanıyor. Ölçülebilir veriler ve tarihsel eğilimlere dayanan analizler, kentin sürdürülebilirlik sınırlarına yaklaştığını gösteriyor.
Buna karşılık rapor, büyümeyi durdurmayı değil; dengeli ve yönetilebilir hale getirmeyi savunuyor. Şeffaf yönetişim, veri temelli karar sistemleri ve kurumsal iş birliği mekanizmaları sürdürülebilirliğin temel unsurları arasında gösteriliyor.
Sonuç olarak Antalya Sürdürülebilirlik Raporu, kentin geleceğini tesadüflere bırakmayan; planlama, bilim ve ortak akıl temelinde şekillendirmeyi amaçlayan kapsamlı bir çağrı niteliği taşıyor. Raporun ana mesajı ise net:
“Kaygımız Antalya… Tesadüf değil, akıllı planlama.”
Antalya HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
