Geleceğe Miras’ın Antalya’sı 2025’i Sayısız Keşifle Geride Bıraktı

Asayiş (Antalya Haber Takip ) - Antalya Haber Takip | 30.12.2025 - 19:58, Güncelleme: 30.12.2025 - 19:58 6080 kez okundu.
 

Geleceğe Miras’ın Antalya’sı 2025’i Sayısız Keşifle Geride Bıraktı

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen “Geleceğe Miras” projesi kapsamında Antalya genelinde 2025 yılı boyunca gerçekleştirilen kazı ve araştırma çalışmaları, kentin binlerce yıla yayılan geçmişine dair çarpıcı bulgularla tamamlandı.
antalyahabertakip.com - Antalya’nın doğusundan batısına, kıyı kentlerinden dağ yerleşimlerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada 20’den fazla noktada sürdürülen çalışmalar; tapınaklardan heykellere, mozaiklerden günlük yaşama ait küçük buluntulara kadar pek çok yeni veriyi bilim dünyasına kazandırdı. Ortaya çıkarılan eserler, Antalya’nın yalnızca turistik değil, aynı zamanda Akdeniz’in en katmanlı arkeoloji merkezlerinden biri olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Phaselis’te Günlük Hayat ve İnanç Dünyası Kemer kıyılarındaki Phaselis Antik Kenti’nde, Domitianus Agorası ve Arkaik Apollon sunağı çevresinde sürdürülen kazılar, Roma Dönemi’ne ait günlük yaşam ve inanç pratiklerini aydınlatan önemli buluntularla sonuçlandı. Bronz bir muhafaza içinde, rulo hâlinde saklanan lamella muska, üzerindeki işaretler, harfler, cam ya da obsidyen parçası ve organik kalıntılarıyla, kişisel korunma amacıyla taşınan tılsımların nadir ve neredeyse eksiksiz örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Aynı alanda ele geçen silindirik asma kilitler, zincirler, bronz yazı kalemi (stylus) ve bezemeli bronz pergel; Phaselis’te güvenlik, yazışma ve zanaat kültürünün gelişmişliğini gözler önüne seriyor. Küçük bir kaide üzerinde betimlenen bronz fare figürü ise Apollon kültüyle ilişkilendirilen sembolik bir öğe olarak bu tabloyu tamamlıyor. Side’de Kapsamlı Kazı ve Restorasyon Dönemi Manavgat’taki Side Antik Kenti, 2025 sezonunda yürütülen kazı ve restorasyon çalışmalarıyla adeta yeniden ayağa kalktı. Anıtsal çeşme çevresi, mozaik ve fresklerle bezeli mekânlar, su kemerleri ve kamusal alan düzenlemeleriyle Side’nin Helenistik ve Roma dönemlerine uzanan şehircilik anlayışı daha net okunur hâle geldi. Uzun süredir kapalı olan mahalleler ile piskoposluk bölgesinin ziyaretçilere açılması, tiyatronun karşısındaki alanın arkeopark olarak düzenlenmesi ve gece müzeciliği kapsamında gerçekleştirilen aydınlatma uygulamaları, Side’nin kültürel mirasını günün her saatinde deneyimlenebilir kılmayı hedefleyen dönüşümün önemli adımları olarak öne çıktı. Aspendos’ta Hermes ve İmparator İzleri Aspendos Antik Kenti’nde, tiyatro caddesinin doğusundaki anıtsal çeşme kalıntıları arasında bulunan mermer Hermes heykeli, sezonun en dikkat çekici keşiflerinden biri oldu. Yazıtlı kaidesiyle birlikte 1,65 metre yüksekliğe ulaşan heykelde Hermes; bir elinde para kesesi, diğer elinde pelerini ve asasıyla betimlenirken, ayağının dibinde yer alan koç figürü ticaretin ve yolların tanrısının simgesel gücünü vurguluyor. Forum alanında yürütülen kazılarda ise yaklaşık 2,5 metre boyunda olduğu anlaşılan bir imparator başı ile, bir imparator heykeline eşlik ettiği düşünülen esir figürü niteliğindeki sakallı erkek başı gün yüzüne çıkarıldı. Yeniden işlenme izleri taşıyan bu eserler, Aspendos’un uzun soluklu ve değişken bir kullanım geçmişine işaret ediyor. Limyra’da Kayıp Zeus Tapınağı Finike’deki Limyra Antik Kenti’nde, uzun yıllardır yazılı kaynaklardan bilinen ancak yeri kesin olarak saptanamayan Zeus Tapınağına ait mimari kalıntılar 2025 sezonunda ortaya çıkarıldı. Tapınağın doğu cephesine ait ana giriş düzenlemesi ve çevresindeki mimari unsurlar, kentin dini topografyasının ilk kez somut arkeolojik verilerle değerlendirilmesine olanak sağladı. Bu keşif, Limyra’nın inanç sistemi ve yerleşim düzeninin yeniden ele alınması açısından önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Syedra’da Üretim, Ticaret ve İnanç İç İçe Alanya’daki Syedra Antik Kenti’nde yürütülen çalışmalar, kentin antik dönemde önemli bir zeytinyağı üretim merkezi olduğunu net biçimde ortaya koydu. Dükkânların altındaki işlikler ve üst katlardaki konutlar, üretim, ticaret ve gündelik yaşamın aynı yapı adası içinde örgütlendiğini gösteriyor. Bu sezon ele geçen bronz mobilya ayağı, kapı aksamları, Hermes Kriophoros heykeli, kemik toka, bronz çan ve cımbız gibi küçük buluntulara ek olarak, üzerindeki metni henüz çözümlenmemiş gümüş alaşımlı lanet tableti (defixio), Syedra’da ritüel ve inanç dünyasının da canlılığını gözler önüne serdi. Olympos’ta Anıtsal Mezarlar ve Mozaikler Kumluca’daki Olympos Antik Kenti’nde, doğu girişinde ortaya çıkarılan tonoz örtülü anıt mezar, kentin seçkinlerine ait gömülerin denize açılan kapıda konumlandığını gösterdi. Kent içindeki kilisede tespit edilen, tamamı mozaiklerle kaplı zeminler ve adak yazıtları ise Olympos’un Hristiyanlık dönemindeki ibadet yaşamına ışık tuttu. Patara’da Kent Kapısı Günlük Hayatın Merkezi Patara’da kent kapısı çevresinde yürütülen kazılar, buranın yalnızca anıtsal bir giriş değil, aynı zamanda ticaretin ve gündelik yaşamın kalbinin attığı bir alan olduğunu ortaya koydu. Gümüş sikkeler, amphoralar, kandiller, küçük heykelcikler ve kişisel eşyalar, Patara’ya girenlerin bu bölgede alışveriş yaptığını ve vakit geçirdiğini gösteriyor. Myra–Andriake’de Liman ve Kent Ekonomisi Demre’deki Andriake Limanı’nda sürdürülen kazılar, alanın Roma ve Bizans dönemlerinde üretim, ticaret ve sosyal yaşamın iç içe geçtiği çok işlevli bir merkez olduğunu ortaya koydu. Myra ile Andriake arasındaki alanda bulunan, doğal su kaynağıyla ilişkili özgün yapı ise antik dönemde şifalı su kullanımına dayalı farklı bir işlevin varlığına işaret ediyor. Perge, Termessos ve Sillyon’da Heykeller, Yazıtlar, Orta Çağ İzleri Perge’de bulunan Aphrodite–Eros heykeli, seçkin bir kentli kadını betimleyen heykel ve Geç Antik Çağ’a tarihlenen altın sikke; kentin sanat, inanç ve ekonomi alanındaki sürekliliğini gözler önüne serdi. Termessos’ta ele geçen oturan kadın heykeli, dağ kentinin toplumsal değerlerini yansıtırken; Sillyon’da bulunan Orta Çağ el bombası ve Roma dönemine ait yazıt, kentin askeri ve idari önemini ortaya koydu. Kızılin ve Karain’de İnsanlık Tarihinin En Erken İzleri Döşemealtı’ndaki Kızılin yerleşiminde MÖ 13.500’e tarihlenen mimari izler, Neolitik döneme geçişin erken evrelerine ışık tutarken; Karain Mağarası’nda bulunan ve yaklaşık 370–350 bin yıl öncesine tarihlenen insan dişleri, Türkiye’de stratigrafik bağlamda tespit edilen en eski insan kalıntıları olarak kayda geçti. Katmanlı Bir Tarihten Geleceğe 2025 yılı boyunca Antalya genelinde elde edilen bu buluntular, kentin her kazı sezonunda yeniden açılan katmanlı tarihini gözler önüne serdi. Geleceğe Miras projesi kapsamında yürütülen bilimsel kazı, koruma ve restorasyon çalışmalarıyla Antalya’nın kültürel mirası güvence altına alınırken, bu değerlerin gelecek kuşaklara aktarılması ve turizmle dengeli biçimde buluşturulması yönündeki çalışmalar kararlılıkla sürdürülüyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen “Geleceğe Miras” projesi kapsamında Antalya genelinde 2025 yılı boyunca gerçekleştirilen kazı ve araştırma çalışmaları, kentin binlerce yıla yayılan geçmişine dair çarpıcı bulgularla tamamlandı.

antalyahabertakip.com - Antalya’nın doğusundan batısına, kıyı kentlerinden dağ yerleşimlerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada 20’den fazla noktada sürdürülen çalışmalar; tapınaklardan heykellere, mozaiklerden günlük yaşama ait küçük buluntulara kadar pek çok yeni veriyi bilim dünyasına kazandırdı. Ortaya çıkarılan eserler, Antalya’nın yalnızca turistik değil, aynı zamanda Akdeniz’in en katmanlı arkeoloji merkezlerinden biri olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Phaselis’te Günlük Hayat ve İnanç Dünyası

Kemer kıyılarındaki Phaselis Antik Kenti’nde, Domitianus Agorası ve Arkaik Apollon sunağı çevresinde sürdürülen kazılar, Roma Dönemi’ne ait günlük yaşam ve inanç pratiklerini aydınlatan önemli buluntularla sonuçlandı. Bronz bir muhafaza içinde, rulo hâlinde saklanan lamella muska, üzerindeki işaretler, harfler, cam ya da obsidyen parçası ve organik kalıntılarıyla, kişisel korunma amacıyla taşınan tılsımların nadir ve neredeyse eksiksiz örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Aynı alanda ele geçen silindirik asma kilitler, zincirler, bronz yazı kalemi (stylus) ve bezemeli bronz pergel; Phaselis’te güvenlik, yazışma ve zanaat kültürünün gelişmişliğini gözler önüne seriyor. Küçük bir kaide üzerinde betimlenen bronz fare figürü ise Apollon kültüyle ilişkilendirilen sembolik bir öğe olarak bu tabloyu tamamlıyor.

Side’de Kapsamlı Kazı ve Restorasyon Dönemi

Manavgat’taki Side Antik Kenti, 2025 sezonunda yürütülen kazı ve restorasyon çalışmalarıyla adeta yeniden ayağa kalktı. Anıtsal çeşme çevresi, mozaik ve fresklerle bezeli mekânlar, su kemerleri ve kamusal alan düzenlemeleriyle Side’nin Helenistik ve Roma dönemlerine uzanan şehircilik anlayışı daha net okunur hâle geldi.

Uzun süredir kapalı olan mahalleler ile piskoposluk bölgesinin ziyaretçilere açılması, tiyatronun karşısındaki alanın arkeopark olarak düzenlenmesi ve gece müzeciliği kapsamında gerçekleştirilen aydınlatma uygulamaları, Side’nin kültürel mirasını günün her saatinde deneyimlenebilir kılmayı hedefleyen dönüşümün önemli adımları olarak öne çıktı.

Aspendos’ta Hermes ve İmparator İzleri

Aspendos Antik Kenti’nde, tiyatro caddesinin doğusundaki anıtsal çeşme kalıntıları arasında bulunan mermer Hermes heykeli, sezonun en dikkat çekici keşiflerinden biri oldu. Yazıtlı kaidesiyle birlikte 1,65 metre yüksekliğe ulaşan heykelde Hermes; bir elinde para kesesi, diğer elinde pelerini ve asasıyla betimlenirken, ayağının dibinde yer alan koç figürü ticaretin ve yolların tanrısının simgesel gücünü vurguluyor.

Forum alanında yürütülen kazılarda ise yaklaşık 2,5 metre boyunda olduğu anlaşılan bir imparator başı ile, bir imparator heykeline eşlik ettiği düşünülen esir figürü niteliğindeki sakallı erkek başı gün yüzüne çıkarıldı. Yeniden işlenme izleri taşıyan bu eserler, Aspendos’un uzun soluklu ve değişken bir kullanım geçmişine işaret ediyor.

Limyra’da Kayıp Zeus Tapınağı

Finike’deki Limyra Antik Kenti’nde, uzun yıllardır yazılı kaynaklardan bilinen ancak yeri kesin olarak saptanamayan Zeus Tapınağına ait mimari kalıntılar 2025 sezonunda ortaya çıkarıldı. Tapınağın doğu cephesine ait ana giriş düzenlemesi ve çevresindeki mimari unsurlar, kentin dini topografyasının ilk kez somut arkeolojik verilerle değerlendirilmesine olanak sağladı. Bu keşif, Limyra’nın inanç sistemi ve yerleşim düzeninin yeniden ele alınması açısından önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.

Syedra’da Üretim, Ticaret ve İnanç İç İçe

Alanya’daki Syedra Antik Kenti’nde yürütülen çalışmalar, kentin antik dönemde önemli bir zeytinyağı üretim merkezi olduğunu net biçimde ortaya koydu. Dükkânların altındaki işlikler ve üst katlardaki konutlar, üretim, ticaret ve gündelik yaşamın aynı yapı adası içinde örgütlendiğini gösteriyor.

Bu sezon ele geçen bronz mobilya ayağı, kapı aksamları, Hermes Kriophoros heykeli, kemik toka, bronz çan ve cımbız gibi küçük buluntulara ek olarak, üzerindeki metni henüz çözümlenmemiş gümüş alaşımlı lanet tableti (defixio), Syedra’da ritüel ve inanç dünyasının da canlılığını gözler önüne serdi.

Olympos’ta Anıtsal Mezarlar ve Mozaikler

Kumluca’daki Olympos Antik Kenti’nde, doğu girişinde ortaya çıkarılan tonoz örtülü anıt mezar, kentin seçkinlerine ait gömülerin denize açılan kapıda konumlandığını gösterdi. Kent içindeki kilisede tespit edilen, tamamı mozaiklerle kaplı zeminler ve adak yazıtları ise Olympos’un Hristiyanlık dönemindeki ibadet yaşamına ışık tuttu.

Patara’da Kent Kapısı Günlük Hayatın Merkezi

Patara’da kent kapısı çevresinde yürütülen kazılar, buranın yalnızca anıtsal bir giriş değil, aynı zamanda ticaretin ve gündelik yaşamın kalbinin attığı bir alan olduğunu ortaya koydu. Gümüş sikkeler, amphoralar, kandiller, küçük heykelcikler ve kişisel eşyalar, Patara’ya girenlerin bu bölgede alışveriş yaptığını ve vakit geçirdiğini gösteriyor.

Myra–Andriake’de Liman ve Kent Ekonomisi

Demre’deki Andriake Limanı’nda sürdürülen kazılar, alanın Roma ve Bizans dönemlerinde üretim, ticaret ve sosyal yaşamın iç içe geçtiği çok işlevli bir merkez olduğunu ortaya koydu. Myra ile Andriake arasındaki alanda bulunan, doğal su kaynağıyla ilişkili özgün yapı ise antik dönemde şifalı su kullanımına dayalı farklı bir işlevin varlığına işaret ediyor.

Perge, Termessos ve Sillyon’da Heykeller, Yazıtlar, Orta Çağ İzleri

Perge’de bulunan Aphrodite–Eros heykeli, seçkin bir kentli kadını betimleyen heykel ve Geç Antik Çağ’a tarihlenen altın sikke; kentin sanat, inanç ve ekonomi alanındaki sürekliliğini gözler önüne serdi. Termessos’ta ele geçen oturan kadın heykeli, dağ kentinin toplumsal değerlerini yansıtırken; Sillyon’da bulunan Orta Çağ el bombası ve Roma dönemine ait yazıt, kentin askeri ve idari önemini ortaya koydu.

Kızılin ve Karain’de İnsanlık Tarihinin En Erken İzleri

Döşemealtı’ndaki Kızılin yerleşiminde MÖ 13.500’e tarihlenen mimari izler, Neolitik döneme geçişin erken evrelerine ışık tutarken; Karain Mağarası’nda bulunan ve yaklaşık 370–350 bin yıl öncesine tarihlenen insan dişleri, Türkiye’de stratigrafik bağlamda tespit edilen en eski insan kalıntıları olarak kayda geçti.

Katmanlı Bir Tarihten Geleceğe

2025 yılı boyunca Antalya genelinde elde edilen bu buluntular, kentin her kazı sezonunda yeniden açılan katmanlı tarihini gözler önüne serdi. Geleceğe Miras projesi kapsamında yürütülen bilimsel kazı, koruma ve restorasyon çalışmalarıyla Antalya’nın kültürel mirası güvence altına alınırken, bu değerlerin gelecek kuşaklara aktarılması ve turizmle dengeli biçimde buluşturulması yönündeki çalışmalar kararlılıkla sürdürülüyor.

Antalya HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve antalyahabertakip.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.