Kıyılarda Yapılacak Tüm Çalışmalar Bilimsel Temellere Dayanmalıdır!

Asayiş (Antalya Haber Takip ) - Antalya Haber Takip | 26.02.2025 - 21:03, Güncelleme: 26.02.2025 - 21:03 6777+ kez okundu.
 

Kıyılarda Yapılacak Tüm Çalışmalar Bilimsel Temellere Dayanmalıdır!

Antalya Kıyılarında Yasadışı İskeleler ve Güneşlenme Terasları: Doğal Dokuya, Deniz Canlılarına ve Kamusal Kullanıma Büyük Tehdit Oluşturmaktadır.
antalyahabertakip.com - Antalya, Türkiye’nin en önemli turistik bölgelerinden biri olup, 640 kilometrelik kıyı şeridiyle benzersiz bir doğal zenginliğe sahiptir. Ancak bu kıyılarda son yıllarda yapılan iskeleler ve güneşlenme terasları, hem doğal dengeyi hem de kamu yararını ciddi şekilde tehdit etmektedir. Özellikle oteller tarafından kıyı şeridinde yapılan yasadışı yapılar, deniz ekosistemine zarar verirken, halkın denize erişimini kısıtlamakta ve kıyıların kamusal kullanımını fiilen engellemektedir. Kıyıların Korunması İçin Acil Adımlar Atılmalıdır Antalya il sınırları içinde yer alan kıyı alanları, sadece deniz turizmi için değil, aynı zamanda koruma altındaki doğal alanları ve biyolojik çeşitliliğiyle de büyük öneme sahiptir. Antalya kıyıları; Özel Çevre Koruma Alanları (ÖÇKA), Doğal Sit Alanları, Arkeolojik Sit Alanları, Turizm Merkezleri, Kaplumbağa Yuvalama Alanları gibi önemli koruma statülerine sahip bölgelerden oluşmaktadır. Ancak kıyıların korunmasıyla ilgili sorumluluklar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı başta olmak üzere, Antalya Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri ve diğer yerel yönetimler gibi birçok kurum arasında dağılmaktadır. Kıyıların korunmasına yönelik denetimler ise çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Doğal Dokuya ve Deniz Ekosistemine Zarar Antalya kıyılarındaki yasadışı iskeleler ve güneşlenme platformları, doğal kumsalların yerini beton yapılar almasına neden olmakta ve bu da kıyı erozyonunun hızlanmasına yol açmaktadır. Kıyı ekosistemine zarar veren bu yapılar, deniz çayırlarını (Posidonia oceanica gibi) tahrip etmekte ve birçok deniz canlısının yaşam alanını yok etmektedir. Deniz ekosistemleri sadece turizm amacıyla kullanılmamalı, bu alanların korunması sağlanmalıdır. Kıyılarda yapılacak her türlü müdahale, bilimsel gerekliliklere ve çevresel etki analizlerine dayanmalıdır. Kamusal Alanların Fiilen Özelleştirilmesi Kıyılar, Anayasa'nın 43. maddesi ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu'na göre, kamu yararına açık alanlar olup, özel mülkiyete konu edilemez. Ancak bazı turistik tesisler, kıyı alanlarını özelleştirerek halkın denize erişimini engellemektedir. Bu durum, kıyıların kamusal kullanım hakkını ihlal etmekte ve Anayasa'ya aykırı bir durum yaratmaktadır. Kıyıların yalnızca özel çıkarlar doğrultusunda kullanılmasına izin verilmesi, toplumsal eşitsizliklere yol açmakta ve kamu yararını zedelemektedir. Mevzuat ve Planlama Açısından Değerlendirme Kıyı Kanunu’nun 6. maddesi, kıyılarda yapılaşmanın ancak kamu yararına ve bilimsel gerekliliklere uygun olarak yapılabileceğini belirtmektedir. Ancak Antalya kıyılarında birçok yapının imar planı olmadan veya mevcut plan kararlarına aykırı şekilde inşa edildiği görülmektedir. Ayrıca, bu tür yapıların çoğu için çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) yapılmamaktadır. Bu da doğaya zarar veren yapılaşmaların hızla yayılmasına neden olmaktadır. Türkiye’nin taraf olduğu Barselona Sözleşmesi ve Kıyı Alanlarının Bütünleşik Yönetimi Protokolü gibi uluslararası sözleşmelere rağmen, kıyıların sürdürülebilir şekilde korunmasına yönelik çalışmalar yetersiz kalmaktadır. Acil Önlemler ve Çağrımız Antalya kıyılarında tespit edilen yasa dışı iskeleler ve güneşlenme teraslarına karşı ivedilikle aşağıdaki önlemler alınmalıdır: Bütünleşik Kıyı Alanları Planı derhal uygulanmalı ve kıyıların korunmasına yönelik gereklilikler dikkate alınmalıdır. İmar planı olmayan veya mevcut planlara aykırı olarak inşa edilen tüm iskele ve güneşlenme platformları tespit edilerek yıkılmalıdır. Kıyı ve deniz ekosistemine zarar veren yapılar için ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) zorunluluğu getirilmelidir. Yerel yönetimler ve ilgili bakanlıklar tarafından denetimler artırılmalı, kıyı alanlarının kamu yararına uygun şekilde korunması sağlanmalıdır. Sonuç olarak, kıyılar sadece bugünün değil, geleceğin de mirasıdır. Antalya kıyılarının korunması, doğanın dengesini sağlamak ve halkın kamusal alanları kullanma hakkını garanti altına almak için hepimizin sorumluluğudur. TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi olarak, kıyılarımızı korumak ve doğayla barışık, yaşanabilir kentler oluşturmak için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Antalya Kıyılarında Yasadışı İskeleler ve Güneşlenme Terasları: Doğal Dokuya, Deniz Canlılarına ve Kamusal Kullanıma Büyük Tehdit Oluşturmaktadır.

antalyahabertakip.com - Antalya, Türkiye’nin en önemli turistik bölgelerinden biri olup, 640 kilometrelik kıyı şeridiyle benzersiz bir doğal zenginliğe sahiptir. Ancak bu kıyılarda son yıllarda yapılan iskeleler ve güneşlenme terasları, hem doğal dengeyi hem de kamu yararını ciddi şekilde tehdit etmektedir. Özellikle oteller tarafından kıyı şeridinde yapılan yasadışı yapılar, deniz ekosistemine zarar verirken, halkın denize erişimini kısıtlamakta ve kıyıların kamusal kullanımını fiilen engellemektedir.

Kıyıların Korunması İçin Acil Adımlar Atılmalıdır

Antalya il sınırları içinde yer alan kıyı alanları, sadece deniz turizmi için değil, aynı zamanda koruma altındaki doğal alanları ve biyolojik çeşitliliğiyle de büyük öneme sahiptir. Antalya kıyıları; Özel Çevre Koruma Alanları (ÖÇKA), Doğal Sit Alanları, Arkeolojik Sit Alanları, Turizm Merkezleri, Kaplumbağa Yuvalama Alanları gibi önemli koruma statülerine sahip bölgelerden oluşmaktadır. Ancak kıyıların korunmasıyla ilgili sorumluluklar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı başta olmak üzere, Antalya Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri ve diğer yerel yönetimler gibi birçok kurum arasında dağılmaktadır. Kıyıların korunmasına yönelik denetimler ise çoğu zaman yetersiz kalmaktadır.

Doğal Dokuya ve Deniz Ekosistemine Zarar

Antalya kıyılarındaki yasadışı iskeleler ve güneşlenme platformları, doğal kumsalların yerini beton yapılar almasına neden olmakta ve bu da kıyı erozyonunun hızlanmasına yol açmaktadır. Kıyı ekosistemine zarar veren bu yapılar, deniz çayırlarını (Posidonia oceanica gibi) tahrip etmekte ve birçok deniz canlısının yaşam alanını yok etmektedir. Deniz ekosistemleri sadece turizm amacıyla kullanılmamalı, bu alanların korunması sağlanmalıdır. Kıyılarda yapılacak her türlü müdahale, bilimsel gerekliliklere ve çevresel etki analizlerine dayanmalıdır.

Kamusal Alanların Fiilen Özelleştirilmesi

Kıyılar, Anayasa'nın 43. maddesi ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu'na göre, kamu yararına açık alanlar olup, özel mülkiyete konu edilemez. Ancak bazı turistik tesisler, kıyı alanlarını özelleştirerek halkın denize erişimini engellemektedir. Bu durum, kıyıların kamusal kullanım hakkını ihlal etmekte ve Anayasa'ya aykırı bir durum yaratmaktadır. Kıyıların yalnızca özel çıkarlar doğrultusunda kullanılmasına izin verilmesi, toplumsal eşitsizliklere yol açmakta ve kamu yararını zedelemektedir.

Mevzuat ve Planlama Açısından Değerlendirme

Kıyı Kanunu’nun 6. maddesi, kıyılarda yapılaşmanın ancak kamu yararına ve bilimsel gerekliliklere uygun olarak yapılabileceğini belirtmektedir. Ancak Antalya kıyılarında birçok yapının imar planı olmadan veya mevcut plan kararlarına aykırı şekilde inşa edildiği görülmektedir. Ayrıca, bu tür yapıların çoğu için çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) yapılmamaktadır. Bu da doğaya zarar veren yapılaşmaların hızla yayılmasına neden olmaktadır. Türkiye’nin taraf olduğu Barselona Sözleşmesi ve Kıyı Alanlarının Bütünleşik Yönetimi Protokolü gibi uluslararası sözleşmelere rağmen, kıyıların sürdürülebilir şekilde korunmasına yönelik çalışmalar yetersiz kalmaktadır.

Acil Önlemler ve Çağrımız

Antalya kıyılarında tespit edilen yasa dışı iskeleler ve güneşlenme teraslarına karşı ivedilikle aşağıdaki önlemler alınmalıdır:

  1. Bütünleşik Kıyı Alanları Planı derhal uygulanmalı ve kıyıların korunmasına yönelik gereklilikler dikkate alınmalıdır.
  2. İmar planı olmayan veya mevcut planlara aykırı olarak inşa edilen tüm iskele ve güneşlenme platformları tespit edilerek yıkılmalıdır.
  3. Kıyı ve deniz ekosistemine zarar veren yapılar için ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) zorunluluğu getirilmelidir.
  4. Yerel yönetimler ve ilgili bakanlıklar tarafından denetimler artırılmalı, kıyı alanlarının kamu yararına uygun şekilde korunması sağlanmalıdır.

Sonuç olarak, kıyılar sadece bugünün değil, geleceğin de mirasıdır. Antalya kıyılarının korunması, doğanın dengesini sağlamak ve halkın kamusal alanları kullanma hakkını garanti altına almak için hepimizin sorumluluğudur. TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi olarak, kıyılarımızı korumak ve doğayla barışık, yaşanabilir kentler oluşturmak için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Antalya HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve antalyahabertakip.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.