Neşe Aytugan GÜL
Köşe Yazarı
Neşe Aytugan GÜL
 

İki Genç İki Ölüm

"Bu sabah, biri avukat, diğeri tıp öğrencisi iki gencimizin korkunç ölümleriyle derinden sarsıldım.   Avukat Dilara Yıldız, uzun süredir kendisini açıkça ölümle tehdit eden eski nişanlısı tarafından silahla vurularak öldürülüyor. Avukat Yıldız’ın,  genç yaşında, yüz bine yakın kadın esnafın avukatı olduğu bildiriliyor.   Diğer gencimizse, Enes Kara. Tıp okuyor. Ailesinin baskısıyla ikamet etmek zorunda kaldığını bildirdiği bir kurumda dini baskıya uğradığını, ileride hekim olduğu takdirde karşılaşacağı hasta şiddeti ve ekonomik çıkmazlar gibi nedenlerle tıp okumak istemediğini bildirerek hayatına son veriyor.   Bu ölümler genelde şiddet ve tehdit dilinin, özelde ise kadına yönelik şiddetin, sosyal ve yasal zemin bulduğu takdirde nerelere uzanabileceğinin; gençlerin meslek seçimi ya da yaşam tarzı konusunda baskı altına alınmasının, maddi çaresizliğin ve kendilerine bu ülkede bir gelecek görememesinin çok acı biten örnekleri.   Fransız sosyolog Émile Durkheim’ın ‘Anomi’ teorisi, bireyle toplum arasındaki bağın kopmasına vurgu yapar. Sosyal etiğin eksikliği,  toplumda moral çöküntüsü ve hukuk yıkımı ile sonuçlanır. Aşırı baskıcı kurum ve toplumlarda bireyselliğin kısıtlanması, intihar oranlarını arttırır.   Sosyolog Robert K. Merton tarafından geliştirilen ‘Sosyal Gerilim Teorisi’ ise, sosyal yapıların vatandaşları suç işlemeye zorlayabileceğini belirtir. Kültürel olarak değerli hedeflere ulaşmasına olanak sağlayan meşru ve yasal araçlar sağlanmadığında, insanın kolayca değerlerden kopup yasaları çiğneyebildiğini ileri sürer. Örneğin sistem, çalışabilmeleri için yeterli ücret ödeyen doyumlu iş olanakları sağlamazsa, birçok insan alternatif yollara sapacak ya da yaşamına son verecektir.   Émile Durkheim şöyle der: “Her yeni nesil, bir önceki nesil tarafından yetiştirilir; bu nedenle ikincisi, halefini geliştirmek için iyileştirilmelidir. Hareket daireseldir.”   Hatalarımızın bedelini, pırıl pırıl gençlerin ödememesi için, adil, şeffaf ve dürüst bir toplum inşa etmek zorundayız. Genç yaşlı hepimiz, doğrudan ya da dolaylı yoldan tüm bu yaşananlardan sorumluyuz. Durkheim'ın dediği gibi, hareket dairesel ve hepimize daha iyi bir dünya kurmak için iş düşüyor!"   Evet bu yazı çok beğendiğim Doç. Dr. Şafak Nakajima'nın 11.01.2022 tarihli, hepimizin yüreğini yakan 2 gencimizin acı haberi ile uyandığımız sabahın yazısı...   Söylenecek her şeyi öyle güzel söylemiş ki, bize sadece oturup düşünmek, uyanmak ve harekete geçmek kaldı...   Dipnot: Sonunda Covid-19 bizim evede misafir oldu. Eşim yurtdışına gitti ve dönüşte Covid-19 kendisini yalnız bırakmamış ve eşlik etmiş. Eşim ve evdeki herkes 3.aşımızıda olmak üzere yaptırmıştık. Eğer birlikte seyahat ettiği arkadaşları corona'ya yakalandıklarını anlayıp "başkanım covid testi yaptır, ben covid oldum..." diye aramamış olsaydı test yaptırma gereği dahi duymayıp, hafif bir grip diye algılayıp sorunsuz atlatacaktı. Beni merak edip, soruyorsanız aynı evin içinde normal yaşantıma devam ediyorum ve 5. gün test yaptıracağım. Aslında aşılarımdan dolayı dışarıya çıkabilsemde taşıyıcı olma ihtimalimden dolayı kimseyi riske atmamak için test yaptırıncaya kadar evde kalmayı tercih ediyorum. Evlat candan tatlıdır tabiki ve kızımıza hemen test yaptırdık ve şükür ki o da negatif çıktı fakat temaslılığından dolayı ne yazık ki okuluna gidemiyor ve dört gözle okuluna kavuşacağı günleri bekliyor...   Sağlık dolu günler sonunda gelecek ve hepimiz rahat nefes alacağız. Sadece biraz daha sabırlı ve hassas olmamız gerekiyor...   Yolumuz, yolunuz sevgi ve ışık olsun diyerek hayırlı Cuma'lar diliyorum...   Sevgilerimle...
Ekleme Tarihi: 14 Ocak 2022 - Cuma

İki Genç İki Ölüm

"Bu sabah, biri avukat, diğeri tıp öğrencisi iki gencimizin korkunç ölümleriyle derinden sarsıldım.

 

Avukat Dilara Yıldız, uzun süredir kendisini açıkça ölümle tehdit eden eski nişanlısı tarafından silahla vurularak öldürülüyor. Avukat Yıldız’ın,  genç yaşında, yüz bine yakın kadın esnafın avukatı olduğu bildiriliyor.

 

Diğer gencimizse, Enes Kara. Tıp okuyor. Ailesinin baskısıyla ikamet etmek zorunda kaldığını bildirdiği bir kurumda dini baskıya uğradığını, ileride hekim olduğu takdirde karşılaşacağı hasta şiddeti ve ekonomik çıkmazlar gibi nedenlerle tıp okumak istemediğini bildirerek hayatına son veriyor.

 

Bu ölümler genelde şiddet ve tehdit dilinin, özelde ise kadına yönelik şiddetin, sosyal ve yasal zemin bulduğu takdirde nerelere uzanabileceğinin; gençlerin meslek seçimi ya da yaşam tarzı konusunda baskı altına alınmasının, maddi çaresizliğin ve kendilerine bu ülkede bir gelecek görememesinin çok acı biten örnekleri.

 

Fransız sosyolog Émile Durkheim’ın ‘Anomi’ teorisi, bireyle toplum arasındaki bağın kopmasına vurgu yapar. Sosyal etiğin eksikliği,  toplumda moral çöküntüsü ve hukuk yıkımı ile sonuçlanır. Aşırı baskıcı kurum ve toplumlarda bireyselliğin kısıtlanması, intihar oranlarını arttırır.

 

Sosyolog Robert K. Merton tarafından geliştirilen ‘Sosyal Gerilim Teorisi’ ise, sosyal yapıların vatandaşları suç işlemeye zorlayabileceğini belirtir. Kültürel olarak değerli hedeflere ulaşmasına olanak sağlayan meşru ve yasal araçlar sağlanmadığında, insanın kolayca değerlerden kopup yasaları çiğneyebildiğini ileri sürer. Örneğin sistem, çalışabilmeleri için yeterli ücret ödeyen doyumlu iş olanakları sağlamazsa, birçok insan alternatif yollara sapacak ya da yaşamına son verecektir.

 

Émile Durkheim şöyle der:

“Her yeni nesil, bir önceki nesil tarafından yetiştirilir; bu nedenle ikincisi, halefini geliştirmek için iyileştirilmelidir. Hareket daireseldir.”

 

Hatalarımızın bedelini, pırıl pırıl gençlerin ödememesi için, adil, şeffaf ve dürüst bir toplum inşa etmek zorundayız.

Genç yaşlı hepimiz, doğrudan ya da dolaylı yoldan tüm bu yaşananlardan sorumluyuz.

Durkheim'ın dediği gibi, hareket dairesel ve hepimize daha iyi bir dünya kurmak için iş düşüyor!"

 

Evet bu yazı çok beğendiğim Doç. Dr. Şafak Nakajima'nın 11.01.2022 tarihli, hepimizin yüreğini yakan 2 gencimizin acı haberi ile uyandığımız sabahın yazısı...

 

Söylenecek her şeyi öyle güzel söylemiş ki, bize sadece oturup düşünmek, uyanmak ve harekete geçmek kaldı...

 

Dipnot: Sonunda Covid-19 bizim evede misafir oldu. Eşim yurtdışına gitti ve dönüşte Covid-19 kendisini yalnız bırakmamış ve eşlik etmiş. Eşim ve evdeki herkes 3.aşımızıda olmak üzere yaptırmıştık. Eğer birlikte seyahat ettiği arkadaşları corona'ya yakalandıklarını anlayıp "başkanım covid testi yaptır, ben covid oldum..." diye aramamış olsaydı test yaptırma gereği dahi duymayıp, hafif bir grip diye algılayıp sorunsuz atlatacaktı.

Beni merak edip, soruyorsanız aynı evin içinde normal yaşantıma devam ediyorum ve 5. gün test yaptıracağım. Aslında aşılarımdan dolayı dışarıya çıkabilsemde taşıyıcı olma ihtimalimden dolayı kimseyi riske atmamak için test yaptırıncaya kadar evde kalmayı tercih ediyorum.

Evlat candan tatlıdır tabiki ve kızımıza hemen test yaptırdık ve şükür ki o da negatif çıktı fakat temaslılığından dolayı ne yazık ki okuluna gidemiyor ve dört gözle okuluna kavuşacağı günleri bekliyor...

 

Sağlık dolu günler sonunda gelecek ve hepimiz rahat nefes alacağız. Sadece biraz daha sabırlı ve hassas olmamız gerekiyor...

 

Yolumuz, yolunuz sevgi ve ışık olsun diyerek hayırlı Cuma'lar diliyorum...

 

Sevgilerimle...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve antalyahabertakip.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.