Yağlı karaciğer denince çoğu insanın aklına kilolu biri geliyor. Oysa tablo o kadar basit değil. Zayıf, hatta fit görünen birinde bile ciddi karaciğer yağlanması olabilir. Tıpta bu durum özellikle metabolik kökenliyse Nonalkolik yağlı karaciğer hastalığı olarak adlandırılıyor.
Yağlı karaciğer ne yapar?
Başta sessizdir. Ağrı yapmaz. Bu yüzden hafife alınır. Ama süreç ilerlerse tablo değişir:
• Karaciğerde iltihap gelişebilir (steatohepatit)
• Zamanla sertleşme yani fibrozis oluşur
• İleri aşamada siroz riski doğar
• Karaciğer yetmezliği görülebilir
• Hatta karaciğer kanseri gelişebilir
Sorun sadece karaciğerle sınırlı değildir. İnsülin direnci, tip 2 diyabet, kalp damar hastalığı riski de artar. Yani bu bir “karaciğer sorunu” değil, metabolik bir alarmdır.
Zayıf insanda neden olur?
Burada kiloya takılmak büyük hata. Asıl mesele yağın nerede depolandığıdır. Bazı insanlar dışarıdan zayıf görünür ama:
• Karın içi yağlanma vardır
• İnsülin direnci yüksektir
• Genetik yatkınlık bulunur
• Hareketsiz yaşam vardır
• Aşırı fruktoz ve işlenmiş karbonhidrat tüketimi vardır
Yani kilo düşük olabilir ama metabolizma sağlıklı değildir.
Diyet ve spor işe yaramıyorsa?
Burada dürüst olalım. Çoğu zaman “işe yaramıyor” denilen şey ya sürdürülebilir değildir ya da doğru uygulanmıyordur.
Bilimsel veriler şunu söylüyor:
• Vücut ağırlığının yüzde 7–10’unun kaybı karaciğer yağını belirgin azaltır.
• Direnç egzersizi ve düzenli yürüyüş bile tek başına fayda sağlar.
• Basit karbonhidratı kesmek, özellikle şekerli içecekleri bırakmak ciddi fark yaratır.
Ama zayıf hastada kilo kaybı hedefi zaten sınırlıdır. Bu yüzden mesele kalori değil, metabolik düzenlemedir.
“Aç kalmak” gerçekten en iyi çözüm mü?
Aralıklı oruç yani intermittent fasting son yıllarda sık konuşuluyor. Mekanizma şu:
• İnsülin düşer
• Vücut yağ yakım moduna geçer
• Karaciğerdeki yağ depoları azalabilir
Bazı çalışmalarda aralıklı orucun karaciğer yağ oranını azalttığı gösterildi. Ancak burada kritik nokta şu:
Aç kalmak mucize değil.
Eğer kişi açlık penceresi dışında yine şeker, beyaz un ve işlenmiş gıdaya yükleniyorsa sonuç sınırlı olur.
Daha da önemlisi:
Uzun süreli, kontrolsüz açlık bazı kişilerde kas kaybına ve metabolizma yavaşlamasına yol açabilir. Zaten zayıf bir hastada bu ayrı bir risktir.
Gerçekçi tablo ne?
Karaciğer yağlanması tek bir yöntemle çözülmez. Şunlar birlikte düşünülmeli:
• İnsülin direncinin ölçülmesi
• Gizli diyabet taraması
• Tiroid ve hormonal durum
• Genetik yatkınlık
• Uyku düzeni
• Stres düzeyi
Sadece “diyet yaptım olmadı” demek yüzeysel kalır. Mesele metabolik altyapıyı düzeltmektir.
Net konuşalım
Eğer zayıf bir hastada karaciğer yağlanması varsa bu durum daha ciddiye alınmalıdır. Çünkü sorun kilo değil, metabolik bozukluktur.
Aç kalmak tek başına çözüm değildir.
Kalori kısmak değil, insülini kontrol etmek asıl hedeftir.
Şekeri ve fruktozu kesmeden mucize beklemek gerçekçi değildir.
Hareketsiz yaşamı sürdürüp sonuç beklemek de hayaldir.
Karaciğer yağlanması sessiz ilerler ama bedeli ağır olabilir.
Erken dönemde disiplinli müdahale edilir ise geri dönüş mümkündür.
Sorun şu: Çoğu insan hastalık ilerlemeden ciddiye almıyor.
Ve karaciğer, sabrının bir sınırı olduğunu geç fark ettiriyor.
