Değerli Dostlar bugünkü yazımın konusu, “Antalya Büyükşehir Belediyesinin Atamaların Devamı " hakkında
Bir kamu kurumunda düzen bozulduğunda bunu önce vatandaş değil içerideki çalışan hisseder. Kapılar sert kapanmaya başlar, koridorlarda sesler kısılır, insanlar “işini yapmayı” değil, “yerini korumayı” düşünür.
Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı Satın Alma Şube Müdürlüğü’nde yaşandığı iddia edilen tablo da tam olarak budur: hizmet değil güç, liyakat değil korku, kamu yararı değil nüfuz savaşı.
Bugün Büyükşehir Belediyesi’nin en kritik birimlerinden biri olan satın alma biriminde konuşulanlar, artık fısıltı olmaktan çıkmış, açık bir rahatsızlığa dönüşmüştür.
Çünkü burada mesele birkaç personel tartışması değil; kurumsal iklimin çöküşüdür.
Her Şey Bir “Vekalet” ile Başladı
İddialara göre sürecin kırılma noktası, sağlık sorunları nedeniyle izne ayrılan Alper A.’ın yerine vekaleten Fetiye Y.’in bırakılmasıyla başlıyor.
O günden sonra dengeler değişiyor, ilişkiler sertleşiyor, dil tehditkârlaşıyor.
Kurum içinden gelen bilgilere göre Fetiye Y.’in personele yönelik tavrı, “idare etmek” değil, “yerinizi seçin, yoksa ben seçerim” anlayışına dayanıyor.
Bu sözlerin bir kez değil sistematik biçimde tekrarlandığı; bunun da açık bir mobbing pratiğine dönüştüğü iddia ediliyor.
Nitekim bu baskılar sonucunda birimden ayrılan, gönderilen ya da kendi isteğiyle kaçan personellerin olduğu konuşuluyor.
Gücün Kaynağı Neresi?
Asıl soru şu: Bu özgüven nereden geliyor?
İddialara göre Fetiye Y., bu gücü önce Zekiye Y.’den, ardından da Daire Başkanı Hava D.’dan alıyor.
Bu güç zinciri, birim içindeki baskıyı daha da artırıyor.
Öyle ki, Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı’nda çalışmak istemeyen personel sayısının her geçen gün arttığı, kurum içinde “sürgün” olarak algılanan görevlendirmelerin konuşulduğu belirtiliyor.
Kamu kurumunda en tehlikeli şey personelin işini değil yarın başına ne geleceğini düşünmeye başlamasıdır.
Çünkü bu noktadan sonra hizmet üretimi durur, korku düzeni başlar.
Akrabalık, Yakınlık, Güç Üçgeni
İddialar bununla da sınırlı değil.
Fetiye Y.’in, bu güç algısının neden bu kadar pervasızlaştığını açıklayan önemli bir detay olarak dile getiriliyor.
Böylece ortaya çıkan manzara şu oluyor: Büyükşehir satın alma birimi, belediyeler arası nüfuz alanlarının kesiştiği bir güç sahasına dönüşmüş durumda.
Kurum içinde konuşulan cümle net: “Büyükşehir’in satın alması paylaşılamıyor.”
Belediye Aile Şirketi mi?
Kurumda rahatsızlık yaratan bir başka başlık ise akraba atamaları iddiaları.
İddiaya göre belediye kadroları genel sekreter yardımcıları, daire başkanlarının çocukları ve yakınlarıyla doldurulmuş durumda.
Adı geçen örnekler çarpıcı:
- Ramazan D.’in kızı
- Güven U.’un kızı
- Selahattin A.’un kızı
- Hava D.’nın iki oğlu (birinin daha sonra istifa ettiği belirtiliyor)
- Cem O.’un kızı
Ve kurum içinde konuşulan daha birçok benzer atama…
Eğer bu iddialar doğruysa, burada artık “istisna” değil, alışkanlık söz konusudur.
Bu tablo yıllarca KPSS’ye giren, mülakatta elenen liyakatle bekleyen gençlerin yüzüne kapatılan bir kapıdır.
Makam Beğenmeyenler, Evrak Taşıyanlar
Skandalın bir diğer boyutu ise son dönemde bina içinde yapılan bitmek bilmeyen taşınmalar ve tadilatlar.
Halk hizmet beklerken içeride makam odalarının beğenilmediği; birimlerin sürekli yer değiştirdiği iddia ediliyor.
Özellikle Yakup D.’nin üçüncü makam odasına geçtiği odasının sık sık değiştiği konuşuluyor.
Bu değişikliklerin bedelini ise her zamanki gibi en çok çalışan personel ödüyor.
Evraklar taşınıyor, dosyalar kayboluyor, iş akışları aksıyor, kamu hizmeti yavaşlıyor.
Bir kamu kurumunda makam yer değiştiriyorsa bu bir tercih olabilir.
Ama evrak sürekli taşınıyorsa, bu kötü yönetimin kanıtıdır.
Bu yazıda anlatılanlar, kişisel husumet değil; kurumsal bir çürüme iddiasıdır.
Bu mesele birkaç isimden ibaret değildir.
Bu mesele, kamu gücünün nasıl algılandığıyla ilgilidir.
Korkuyla yönetilen kurumdan hizmet çıkmaz.
Akrabalıkla doldurulan kadrodan adalet çıkmaz.
Makam hırsıyla yürütülen sistemden kamu yararı çıkmaz.
Sorular nettir:
- Bu iddialar doğru mu?
- Personelin maruz kaldığı mobbing araştırılacak mı?
- Satın alma gibi kritik birimlerde bu ilişkiler ağına kim “dur” diyecek?
Cevap verilmezse, bu düzen büyür.
Sessizlik devam ederse, bu tablo normalleşir.
Ve en kötüsü: Halkın parası, halk için değil; güç için harcanmaya devam eder.
Kamu bunu hak etmiyor.
Çalışanlar hiç hak etmiyor.
