Taner ŞAHİN
Köşe Yazarı
Taner ŞAHİN
 

Antalyaspor'u Gültekin Gencer Mi Düşürdü?

Değerli Dostlar bugünkü yazımın konusu, “Antalyaspor " hakkında Bugün Antalyaspor Vakfı Başkanı Gültekin Gencer, basın mensuplarıyla bir araya gelerek yaklaşık bir buçuk saat süren kapsamlı bir toplantı gerçekleştirdi. Yapılan çalışmalar anlatıldı, yaşanan sorunlar konuşuldu, geleceğe ilişkin değerlendirmeler yapıldı. Ancak toplantı boyunca dikkatimi çeken çok farklı bir durum oldu. Basın mensuplarının büyük bölümü Antalyaspor'un düştüğü durumun sebeplerini konuşmak yerine, dönüp dolaşıp aynı soruyu sordu: "Sayın Gültekin Gencer, neden istifa etmiyorsunuz?" Doğrusunu söylemek gerekirse bu sorular karşısında şaşkınlığımı gizleyemedim. Toplantıya Antalya siyasetinin duayen isimlerinden Hasan Subaşı da katıldı. O da birçok Antalyaspor taraftarı gibi mevcut yönetimi başarısız bulduğunu ifade ederek istifa çağrısında bulundu. Yönetim ise yıllardır sırtlarında taşıdıkları borç yükünden ve yeterli desteği görememekten yakındı. Peki sonuç ne? Sonuç ortada... Antalyaspor küme düştü. Ama burada benim eleştireceğim kesim yönetim değil. Benim eleştirim doğrudan futbolcularadır. Çünkü bu sezon sahada gördüğümüz tabloyu başka türlü açıklamak mümkün değil. Prim alacaklarını duyduklarında aslan kesilenler, sahaya çıktıklarında ortadan kayboldular. İkramiye konuşulunca kurt oldular, mücadele zamanı gelince kediye, hatta kaplumbağaya döndüler. Bu sözler ağır gelebilir. Ama gerçekler daha ağırdır. Sezon boyunca tribünlerde kahrolan binlerce taraftarın duygularını başka türlü anlatmak mümkün değildir. Antalyaspor tesislerinde daha önce yapılan bir basın toplantısında teknik direktöre bir soru yöneltmiştim. "Kamp ve antrenmanlarda oyuncuları canavar gibi görüyoruz. Müthiş çalışıyorlar. Peki neden maçlarda aynı canlılığı göremiyoruz?" Verilen cevap hâlâ kulaklarımda çınlıyor: "Maçlarda heyecanlanıyorlar." İşte o gün duyduğum bu cevap beni şaşkına çevirmişti. Profesyonel futbolcu heyecanlanıyormuş... Milyonlar kazanan, binlerce kişinin önünde oynayan futbolcular maçta heyecanlanıyormuş... Eğer sorun gerçekten buysa Antalyaspor'un problemi sandığımızdan çok daha büyüktür. Şimdi gelelim Gültekin Gencer'in istifası meselesine... Basın toplantısında yaptığı çalışmaları tek tek anlattı. Katılırsınız ya da katılmazsınız, beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz ama ortaya konulan emekleri anlatma hakkı vardır. Fakat benim anlamadığım şu: Gültekin Gencer yarın sabah istifa etse ne olacak? Antalyaspor'un yüz milyonlarca liralık borcu bir gecede silinecek mi? Antalyaspor yeniden Süper Lig'e mi çıkacak? Transfer yasağı ortadan mı kalkacak? Kasaya para mı yağacak? Elbette hayır. Bunu beş yaşındaki çocuk bile bilir. Dolayısıyla bütün tartışmayı "Gültekin Gencer istifa etsin" noktasına indirgemek gerçek sorunları örtmekten başka bir işe yaramıyor. Bugün Antalyaspor'un sorunu yalnızca isimler değildir. Sorun sistemdir. Sorun yıllardır biriken borçlardır. Sorun plansızlıktır. Sorun başarısız futbol aklıdır. Sorun sahada forma giyip sorumluluk almayan oyunculardır. Sorun kulübün ortak hareket edememesidir. Antalyaspor Vakfı, Antalyaspor Derneği ve Antalyaspor A.Ş. birbirinden bağımsız yapılar değildir. Bunların tamamı aynı elmanın parçalarıdır. Birbirleriyle kavga ederek değil, birlikte hareket ederek başarıya ulaşabilirler. Nasıl ki Antalyaspor Derneği'nin seçilmiş başkanına saygı duyuluyorsa, Antalyaspor Vakfı Başkanı Gültekin Gencer'e de aynı saygı duyulmalıdır. Beğenmeyebilirsiniz. Eleştirebilirsiniz. Karşı çıkabilirsiniz. Ama seçilmiş bir yöneticiyi itibarsızlaştırarak kulübü kurtaramazsınız. Daha da önemlisi Antalyaspor kişisel hesapların, bireysel hırsların ve güç mücadelelerinin arenası değildir. Son günlerde kamuoyunda konuşulan başka bir konu daha var. İddialara göre Özdemir ailesinin, "Gültekin Gencer istifa ederse borçları sileriz" yönünde bir yaklaşım sergilediği konuşuluyor. Eğer bu iddia doğruysa bunun üzerinde ciddi şekilde durulmalıdır. Çünkü bir kulübün geleceğinin bir kişinin görevde olup olmamasına bağlanması son derece düşündürücüdür. Antalyaspor'un kaderi şahıslara göre şekillenemez. Kulüpler kurumsal yapılardır. Kimsenin kişisel şartlarına teslim edilemez. Basın toplantısında dikkat çeken bir diğer nokta ise şuydu: Salonda bulunanlar arasında Vedat Gürhan dışında neredeyse hiç kimse, "Neden istifa etmiyorsunuz?" sorusunun ötesine geçemedi. Kimse ortaya güçlü bir proje koymadı. Kimse "Yerine kim gelecek?" sorusuna cevap vermedi. Kimse "Borçlar nasıl kapanacak?" demedi. Kimse "Takım yeniden nasıl ayağa kalkacak?" diye sormadı. Çünkü istifa istemek kolaydır. Zor olan, çözüm üretmektir. Bugün Antalyaspor'un ihtiyacı bağıranlar değil, yol gösterenlerdir. Suçlu arayanlar değil, sorumluluk alanlardır. Kolay hedefler belirleyenler değil, kulübü ayağa kaldıracak projeler geliştirenlerdir. Antalyaspor düştü. Ama asıl tehlike lig düşmek değildir. Asıl tehlike, herkesin birbirini suçladığı bir ortamda gerçek sorumluların gözden kaçmasıdır. Ve ne yazık ki bugün Antalyaspor'da tam olarak yaşanan budur.
Ekleme Tarihi: 08 Haziran 2026 -Pazartesi

Antalyaspor'u Gültekin Gencer Mi Düşürdü?

Değerli Dostlar bugünkü yazımın konusu, “Antalyaspor " hakkında

Bugün Antalyaspor Vakfı Başkanı Gültekin Gencer, basın mensuplarıyla bir araya gelerek yaklaşık bir buçuk saat süren kapsamlı bir toplantı gerçekleştirdi.

Yapılan çalışmalar anlatıldı, yaşanan sorunlar konuşuldu, geleceğe ilişkin değerlendirmeler yapıldı.

Ancak toplantı boyunca dikkatimi çeken çok farklı bir durum oldu.

Basın mensuplarının büyük bölümü Antalyaspor'un düştüğü durumun sebeplerini konuşmak yerine, dönüp dolaşıp aynı soruyu sordu:

"Sayın Gültekin Gencer, neden istifa etmiyorsunuz?"

Doğrusunu söylemek gerekirse bu sorular karşısında şaşkınlığımı gizleyemedim.

Toplantıya Antalya siyasetinin duayen isimlerinden Hasan Subaşı da katıldı.

O da birçok Antalyaspor taraftarı gibi mevcut yönetimi başarısız bulduğunu ifade ederek istifa çağrısında bulundu.

Yönetim ise yıllardır sırtlarında taşıdıkları borç yükünden ve yeterli desteği görememekten yakındı.

Peki sonuç ne?

Sonuç ortada...

Antalyaspor küme düştü.

Ama burada benim eleştireceğim kesim yönetim değil.

Benim eleştirim doğrudan futbolcularadır.

Çünkü bu sezon sahada gördüğümüz tabloyu başka türlü açıklamak mümkün değil.

Prim alacaklarını duyduklarında aslan kesilenler, sahaya çıktıklarında ortadan kayboldular.

İkramiye konuşulunca kurt oldular, mücadele zamanı gelince kediye, hatta kaplumbağaya döndüler.

Bu sözler ağır gelebilir.

Ama gerçekler daha ağırdır.

Sezon boyunca tribünlerde kahrolan binlerce taraftarın duygularını başka türlü anlatmak mümkün değildir.

Antalyaspor tesislerinde daha önce yapılan bir basın toplantısında teknik direktöre bir soru yöneltmiştim.

"Kamp ve antrenmanlarda oyuncuları canavar gibi görüyoruz.

Müthiş çalışıyorlar.

Peki neden maçlarda aynı canlılığı göremiyoruz?"

Verilen cevap hâlâ kulaklarımda çınlıyor:

"Maçlarda heyecanlanıyorlar."

İşte o gün duyduğum bu cevap beni şaşkına çevirmişti.

Profesyonel futbolcu heyecanlanıyormuş...

Milyonlar kazanan, binlerce kişinin önünde oynayan futbolcular maçta heyecanlanıyormuş...

Eğer sorun gerçekten buysa Antalyaspor'un problemi sandığımızdan çok daha büyüktür.

Şimdi gelelim Gültekin Gencer'in istifası meselesine...

Basın toplantısında yaptığı çalışmaları tek tek anlattı.

Katılırsınız ya da katılmazsınız, beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz ama ortaya konulan emekleri anlatma hakkı vardır.

Fakat benim anlamadığım şu:

Gültekin Gencer yarın sabah istifa etse ne olacak?

Antalyaspor'un yüz milyonlarca liralık borcu bir gecede silinecek mi?

Antalyaspor yeniden Süper Lig'e mi çıkacak?

Transfer yasağı ortadan mı kalkacak?

Kasaya para mı yağacak?

Elbette hayır.

Bunu beş yaşındaki çocuk bile bilir.

Dolayısıyla bütün tartışmayı "Gültekin Gencer istifa etsin" noktasına indirgemek gerçek sorunları örtmekten başka bir işe yaramıyor.

Bugün Antalyaspor'un sorunu yalnızca isimler değildir.

Sorun sistemdir.

Sorun yıllardır biriken borçlardır.

Sorun plansızlıktır.

Sorun başarısız futbol aklıdır.

Sorun sahada forma giyip sorumluluk almayan oyunculardır.

Sorun kulübün ortak hareket edememesidir.

Antalyaspor Vakfı, Antalyaspor Derneği ve Antalyaspor A.Ş. birbirinden bağımsız yapılar değildir.

Bunların tamamı aynı elmanın parçalarıdır.

Birbirleriyle kavga ederek değil, birlikte hareket ederek başarıya ulaşabilirler.

Nasıl ki Antalyaspor Derneği'nin seçilmiş başkanına saygı duyuluyorsa, Antalyaspor Vakfı Başkanı Gültekin Gencer'e de aynı saygı duyulmalıdır.

Beğenmeyebilirsiniz.

Eleştirebilirsiniz.

Karşı çıkabilirsiniz.

Ama seçilmiş bir yöneticiyi itibarsızlaştırarak kulübü kurtaramazsınız.

Daha da önemlisi Antalyaspor kişisel hesapların, bireysel hırsların ve güç mücadelelerinin arenası değildir.

Son günlerde kamuoyunda konuşulan başka bir konu daha var.

İddialara göre Özdemir ailesinin, "Gültekin Gencer istifa ederse borçları sileriz" yönünde bir yaklaşım sergilediği konuşuluyor.

Eğer bu iddia doğruysa bunun üzerinde ciddi şekilde durulmalıdır.

Çünkü bir kulübün geleceğinin bir kişinin görevde olup olmamasına bağlanması son derece düşündürücüdür.

Antalyaspor'un kaderi şahıslara göre şekillenemez.

Kulüpler kurumsal yapılardır.

Kimsenin kişisel şartlarına teslim edilemez.

Basın toplantısında dikkat çeken bir diğer nokta ise şuydu:

Salonda bulunanlar arasında Vedat Gürhan dışında neredeyse hiç kimse, "Neden istifa etmiyorsunuz?" sorusunun ötesine geçemedi.

Kimse ortaya güçlü bir proje koymadı.

Kimse "Yerine kim gelecek?" sorusuna cevap vermedi.

Kimse "Borçlar nasıl kapanacak?" demedi.

Kimse "Takım yeniden nasıl ayağa kalkacak?" diye sormadı.

Çünkü istifa istemek kolaydır.

Zor olan, çözüm üretmektir.

Bugün Antalyaspor'un ihtiyacı bağıranlar değil, yol gösterenlerdir.

Suçlu arayanlar değil, sorumluluk alanlardır.

Kolay hedefler belirleyenler değil, kulübü ayağa kaldıracak projeler geliştirenlerdir.

Antalyaspor düştü.

Ama asıl tehlike lig düşmek değildir.

Asıl tehlike, herkesin birbirini suçladığı bir ortamda gerçek sorumluların gözden kaçmasıdır.

Ve ne yazık ki bugün Antalyaspor'da tam olarak yaşanan budur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve antalyahabertakip.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.