Taner ŞAHİN
Köşe Yazarı
Taner ŞAHİN
 

Orion Bazaar'da Gerçekler Belgelerde, Masallar Aksu’da Köşe Yazılarında

Değerli Dostlar bugünkü yazımın konusu, “Orion Bazaar " hakkında Gazetecilik, duyumlarla değil belgelerle yapılır. Bir gazetecinin en büyük sermayesi kulaktan dolma bilgiler değil, ortaya koyduğu somut veriler ve kamu adına sorduğu sorulardır. İşte tam da bu nedenle, bugün bir Aksulu gazetecinin Orion Bazaar konusunda kaleme aldığı yazıyı şaşkınlıkla okudum. Çünkü söz konusu yazıda, uzun süredir araştırdığımız, resmî belgelerle ortaya koyduğumuz ve defalarca kamuoyunun dikkatine sunduğumuz konular adeta yok sayılıyor. Yerine ise gerçekle bağdaşmayan savunmalar ve kamuoyunu yanıltabilecek değerlendirmeler konuluyor. Daha da ilginci, yıllardır tartışmaların merkezinde bulunan Orion Bazaar hakkında ortaya çıkan resmî tespitler ortadayken, bir gazetecinin çıkıp adeta kurumların ve belgelerin karşısında saf tutmasıdır. Burada sorulması gereken basit bir soru var: Devletin kurumlarının hazırladığı belgeler mi yanlış, yoksa belgeleri görmezden gelenler mi? Bugüne kadar yayınladığımız haberlerin tamamında bir ilkeye sadık kaldık. Kim ne söylüyor diye değil, resmî evrak ne söylüyor diye baktık. Tapu kayıtlarına baktık. Yapı kayıt süreçlerine baktık. İlgili kurumların yazılarına baktık. Sonuçta ortaya çıkan tablo son derece vahimdi. Yayınladığımız belgelerde; yapı kayıt belgesi güncelleme işlemlerinde gerekli evrakların eksik olduğu, belediye tarafından doldurulması gereken bilgi formlarının bulunmadığı, yerinde fiziki inceleme yapılmasına ilişkin ciddi soru işaretleri bulunduğu ve işlemlerin mevzuata uygunluğu konusunda resmî değerlendirmelerin ortaya çıktığı görülüyordu. Daha da önemlisi, kamuoyuna yansıyan resmî tespitlerde, yapı kayıt süreçleriyle ilgili işlemlerin mevzuata uygun olmadığı yönünde değerlendirmeler yer aldı. Bu tespitler herhangi bir kahvehane sohbetinden çıkmadı. Sosyal medyada dolaşan dedikoduların ürünü değildi. Devlet kurumlarının kayıtlarına yansıyan değerlendirmelerdi. Peki şimdi ne oluyor? Bir gazeteci çıkıyor ve yıllardır belgeler üzerinden yürüyen bu tartışmayı, sanki ortada hiçbir resmî tespit yokmuş gibi değerlendirmeye çalışıyor. Oysa mesele çok basit. Eğer bizim yayınladığımız haberler yanlışsa, buyurun belge koyun ortaya. Eğer Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün değerlendirmeleri yanlışsa, açıklayın neden yanlış olduğunu. Eğer Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün incelemeleri hatalıysa, hangi mevzuata göre hatalı olduğunu anlatın. Gazetecilik budur. Gazetecilik, "ben böyle düşünüyorum" demek değildir. Gazetecilik, "işte belge, işte evrak, işte resmî kayıt" diyebilmektir. Ne yazık ki bazıları Orion Bazaar için yediği dayağı unutup hafızasını kaybedebiliyor. Dün yaşananları unutabiliyor. Dün söylediklerini bugün inkâr edebiliyor. Ancak internet unutmaz. Arşiv unutmaz. Haberler unutmaz. Yazılar unutmaz. Bugün Orion Bazaar konusunda yapılan savunmaların hiçbirisi, ortaya konulan resmî belgeleri ortadan kaldırmıyor. Ortada cevap bekleyen sorular durmaya devam ediyor: Yapı kayıt süreçlerinde tüm mevzuat hükümleri eksiksiz uygulandı mı? Gerekli bilgi formları sisteme işlendi mi? Yerinde fiziki incelemeler gerçekleştirildi mi? Kamu arazisi iddialarıyla ilgili tüm işlemler mevzuata uygun şekilde sonuçlandırıldı mı? Bu soruların cevabını verecek olan kişiler gazeteciler değil, ilgili kurumlar ve resmî makamlar olacaktır. Ancak gazetecilerin görevi de bu soruları sormaktan vazgeçmemektir. Bugün bazı kalemler belgeyi değil, belli çevrelerin söylemlerini tercih ediyor olabilir. Bazıları resmî tespitleri görmezden gelerek savunma yazıları yazıyor olabilir. Ancak bizim tarafımız nettir. Biz kişilerden yana değiliz. Biz şirketlerden yana değiliz. Biz makam sahiplerinden yana değiliz. Biz belgeden yanayız. Çünkü gazeteciliğin özü budur. Bir gazeteci için en büyük itibar, birilerinin hoşuna gitmek değil; yıllar sonra dönüp baktığında yazdığı her satırın arkasında durabilmektir. Bugün de dün olduğu gibi aynı noktadayız. Eğer birileri bizim ortaya koyduğumuz haberlerin yanlış olduğunu düşünüyorsa, hodri meydan. Belge koysunlar. Resmî evrak koysunlar. Mevzuat koysunlar. Kamuoyu kimin belgeyle konuştuğunu, kimin ise sadece algıyla hareket ettiğini zaten görecektir. Çünkü günün sonunda kişiler değil, belgeler konuşur. Ve belge konuştuğunda, geriye söylenecek çok fazla söz kalmaz.
Ekleme Tarihi: 17 Haziran 2026 -Çarşamba

Orion Bazaar'da Gerçekler Belgelerde, Masallar Aksu’da Köşe Yazılarında

Değerli Dostlar bugünkü yazımın konusu, “Orion Bazaar " hakkında

Gazetecilik, duyumlarla değil belgelerle yapılır.

Bir gazetecinin en büyük sermayesi kulaktan dolma bilgiler değil, ortaya koyduğu somut veriler ve kamu adına sorduğu sorulardır.

İşte tam da bu nedenle, bugün bir Aksulu gazetecinin Orion Bazaar konusunda kaleme aldığı yazıyı şaşkınlıkla okudum.

Çünkü söz konusu yazıda, uzun süredir araştırdığımız, resmî belgelerle ortaya koyduğumuz ve defalarca kamuoyunun dikkatine sunduğumuz konular adeta yok sayılıyor.

Yerine ise gerçekle bağdaşmayan savunmalar ve kamuoyunu yanıltabilecek değerlendirmeler konuluyor.

Daha da ilginci, yıllardır tartışmaların merkezinde bulunan Orion Bazaar hakkında ortaya çıkan resmî tespitler ortadayken, bir gazetecinin çıkıp adeta kurumların ve belgelerin karşısında saf tutmasıdır.

Burada sorulması gereken basit bir soru var:

Devletin kurumlarının hazırladığı belgeler mi yanlış, yoksa belgeleri görmezden gelenler mi?

Bugüne kadar yayınladığımız haberlerin tamamında bir ilkeye sadık kaldık.

Kim ne söylüyor diye değil, resmî evrak ne söylüyor diye baktık.

Tapu kayıtlarına baktık.

Yapı kayıt süreçlerine baktık.

İlgili kurumların yazılarına baktık. Sonuçta ortaya çıkan tablo son derece vahimdi.

Yayınladığımız belgelerde; yapı kayıt belgesi güncelleme işlemlerinde gerekli evrakların eksik olduğu, belediye tarafından doldurulması gereken bilgi formlarının bulunmadığı, yerinde fiziki inceleme yapılmasına ilişkin ciddi soru işaretleri bulunduğu ve işlemlerin mevzuata uygunluğu konusunda resmî değerlendirmelerin ortaya çıktığı görülüyordu.

Daha da önemlisi, kamuoyuna yansıyan resmî tespitlerde, yapı kayıt süreçleriyle ilgili işlemlerin mevzuata uygun olmadığı yönünde değerlendirmeler yer aldı.

Bu tespitler herhangi bir kahvehane sohbetinden çıkmadı. Sosyal medyada dolaşan dedikoduların ürünü değildi.

Devlet kurumlarının kayıtlarına yansıyan değerlendirmelerdi.

Peki şimdi ne oluyor?

Bir gazeteci çıkıyor ve yıllardır belgeler üzerinden yürüyen bu tartışmayı, sanki ortada hiçbir resmî tespit yokmuş gibi değerlendirmeye çalışıyor.

Oysa mesele çok basit.

Eğer bizim yayınladığımız haberler yanlışsa, buyurun belge koyun ortaya.

Eğer Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün değerlendirmeleri yanlışsa, açıklayın neden yanlış olduğunu.

Eğer Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün incelemeleri hatalıysa, hangi mevzuata göre hatalı olduğunu anlatın.

Gazetecilik budur.

Gazetecilik, "ben böyle düşünüyorum" demek değildir.

Gazetecilik, "işte belge, işte evrak, işte resmî kayıt" diyebilmektir.

Ne yazık ki bazıları Orion Bazaar için yediği dayağı unutup hafızasını kaybedebiliyor.

Dün yaşananları unutabiliyor.

Dün söylediklerini bugün inkâr edebiliyor.

Ancak internet unutmaz.

Arşiv unutmaz.

Haberler unutmaz. Yazılar unutmaz.

Bugün Orion Bazaar konusunda yapılan savunmaların hiçbirisi, ortaya konulan resmî belgeleri ortadan kaldırmıyor.

Ortada cevap bekleyen sorular durmaya devam ediyor:

Yapı kayıt süreçlerinde tüm mevzuat hükümleri eksiksiz uygulandı mı?

Gerekli bilgi formları sisteme işlendi mi?

Yerinde fiziki incelemeler gerçekleştirildi mi?

Kamu arazisi iddialarıyla ilgili tüm işlemler mevzuata uygun şekilde sonuçlandırıldı mı?

Bu soruların cevabını verecek olan kişiler gazeteciler değil, ilgili kurumlar ve resmî makamlar olacaktır.

Ancak gazetecilerin görevi de bu soruları sormaktan vazgeçmemektir.

Bugün bazı kalemler belgeyi değil, belli çevrelerin söylemlerini tercih ediyor olabilir.

Bazıları resmî tespitleri görmezden gelerek savunma yazıları yazıyor olabilir.

Ancak bizim tarafımız nettir.

Biz kişilerden yana değiliz.

Biz şirketlerden yana değiliz.

Biz makam sahiplerinden yana değiliz.

Biz belgeden yanayız.

Çünkü gazeteciliğin özü budur.

Bir gazeteci için en büyük itibar, birilerinin hoşuna gitmek değil; yıllar sonra dönüp baktığında yazdığı her satırın arkasında durabilmektir.

Bugün de dün olduğu gibi aynı noktadayız.

Eğer birileri bizim ortaya koyduğumuz haberlerin yanlış olduğunu düşünüyorsa, hodri meydan.

Belge koysunlar.

Resmî evrak koysunlar.

Mevzuat koysunlar.

Kamuoyu kimin belgeyle konuştuğunu, kimin ise sadece algıyla hareket ettiğini zaten görecektir.

Çünkü günün sonunda kişiler değil, belgeler konuşur.

Ve belge konuştuğunda, geriye söylenecek çok fazla söz kalmaz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve antalyahabertakip.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.