Merhabalar!
Öncelikle Bayramın ülkemiz insanlarına huzur, barış, adalet vb. getirmesini dilerim!!!...
Akdeniz Üniversitesi uluslararası kalite konusunda yaklaşık son 10 yılda “olumlu”dan “olumsuz”a doğru yön aldı (yani, Times Higher Education’a göre, 2018 yılında 801-1000 aralığında iken, 2026 yılında 1201-1500 aralığında yer almaktadır!)!!!
Bu kötü gidişatın, birkaç haftalık araştırmalarım sonucunda, muhtemel sebeplerinin şunlar olduğu kanaatine vardım!:
Batı-Doğu Yükseköğretim Sistemlerinin en temel farklılıkları:
- Gelişmiş batı ülkelerinde öğretim elemanları “başarı”ya göre yükseköğretime dahil olurlar, “sadakate” göre değildir!!!... Torpil ile akademisyenlik yoktur!!!...
- Batıdakinin aksine, öğretim elemanı alımlarının “başarı ve/veya akademik/bilime katkı” yerine, “kendi hemşeri, etnik, dini, siyasi vb. grubunu büyütme” temelli olmasıdır!!!...
- Batıda (ör., A.B.D.) yüksek düzeyde kurumsal özerklik vardır, sağ-sol iktidarlara göre şekillenmezler (mali yönü hariç)!!!... Türkiye’de kurumsal ve mali özerklik yoktur!!!
- Batının aksine, Türkiye’de bilimin/bilim insanlarının “kendi alanının çıkarları, ilkeleri ve değerler”inin yerine, “siyasi çıkarlar, ilkeler ve değerler” geçmiştir! Türkiye’de politik alan bilimsel alanı (ve diğer alanlar da dahil, hukuk gibi!) kuşatarak, baskın veya belirleyici olmuştur!!!
- Batıda üniversiteler “siyasi kadrolaşma yerleri” değildirler!!! Türkiye’de üniversiteler “siyasi kadrolaşma merkezleridir!!!”…
- Rektörlerin atanması (ör., A.B.D.’de mütevelli heyeti veya idari amir tarafından seçilen yönetim kurulu tarafından belirlenen) üniversite dışından seçilen “profesyonel bir yönetici” ile olmaktadır!!! Bizde üniversiteler “profesyonel-olmayan rektörler”in deneme tahtası” rolündedirler!!!...
- Batıda (ör., A.B.D.’de) denetim ve akreditasyonu bağımsız kuruluşlarca yapılır!!! Bizde denetim ve akreditasyonu YÖK (YÖKAK) tarafından yapılıyor! Hemen her şeyde olduğu gibi, son derece “yanlı/siyasi” bir konum/ilişki vardır!!!...
YÖK ve/veya Siyaset ayağı:
- Türkiye “ikinci dünya ülkesi” veya “gelişmekte olan bir ülke” olmasından nedeniyle “fiziki” ve “insan kaynaklar”ın veya ilgili akademik ortamların eksik, yetersiz veya güncel olmamaları söz konusudur (ör., araç-gereç, laboratuvar, yazılım programları, dersliklerin veya gerekli bilgi-beceri ile donatılamamış akademisyenlerin olması, nitelikli akademik toplulukların bulunmaması, nitelikli akademik dergilerin olmaması vb.)!!!
- Kurumlar siyasi gücün bir “enstrümanıdır” olarak görevlerini yürütmektedirler!!!
- YÖK’ün siyasi iktidarlardan, göreceli olarak, bağımsız/özerk olmaması, salt akademik/bilimsel ilkeleri (evrensel akademik geleneği, etiği/hukuku) veya bilimsel değerlere göre hareket etmemesidir! En bariz bir örnek, siyaset etkisi ile uluslararası (SCI/SSCI vb.) yayınları olmayanların rektör olarak atanmasıdır (yani, basında yer alan “68 rektörün ‘sıfır yayını’ olduğu ve 71 rektörün ‘sıfır atıfı olması!!!’ ”).
- “Belirli bir kişiye tarif eden” akademik ilanların yasal olmamasına rağmen (YÖK’ün resmi web sf.’da bu yasağa dikkate edilmesi gerektiğine yer verilmesine rağmen!) mevcut tüm üniversiteler son 25 yıldır “torpil/adam kayırma” dayalı akademik ilanlara çıkmaktadır ve liyakata aykırı olarak hak etmeyen kişiler akademisyen yapılmaktadırlar ve/veya yükseltmektedirler ve/veya yönetici yapılmaktadırlar!!!
- Özellikle Anadolu’daki üniversitelerde evrensel, objektif, bilimsel ve etik ilkeleri/kriterleri gözetmeyen, kamusal yarara aykırı akademik iş ve işlemler yapılmaktadır!!!
- Yıllardır Yükseköğretimde “çifte standart” uygulanmaktadır (“bizden” mi? “ötekiler”den mi?)!!!... “Bizim bağın koruğu iyidir!” anlayışı ile kurumlar yönetilmektedir!!!
- Yükseköğretim sisteminde nitelikli akademisyenlere “mobbing” yapılarak, itibarsızlaştırılmaktadırlar!!!
- Yükseköğretimde yabancı dil sınavları aşırı kolaylaştırılmıştır (ör., YÖK-Dil), niteliksizliğe yol açılmıştır!!!
- TR-Dizin ve/veya bu dizine aday dergilerde dergi editörleri, hakemleri, yayın süreçleri ve ilgili makaleler, istisnaları hariç, yetersiz ve/veya nitelikli endekslerdeki (SCI/SSCI vb.) dergilerinkinden çok fazla uzağında kalmaktadırlar!!!
- “Yanlı kadrolaşma”lar öncelenmektedir, “kalite” sona bırakılmaktadır!!! “Atın önüne araba teknesi konularak” sistem yürütülmektedir!!!
- Yükseköğretimde “nicelik” hızla arttı, fakat “nitelik” ise hızla düştü!!!
Yazımın “devamın”da görüşmek üzere,
Esen kalınız!
