Merhabalar!
Akdeniz Üniversitesi uluslararası kalitede yaklaşık son 10 yılda “olumlu”dan “olumsuz”a doğru evrildi (Times Higher Education’a göre, 2018 yılında 801-1000 aralığında iken, 2026 yılında 1201-1500 aralığında yer almaktadır)!!!
2026 yılı dünya üniversite kalite sıralamasında (The Center for World University Rankings/CWUR) Akdeniz Üniversitesi 1,446.’dır!!!
Bir önceki yazımda “doğu-batı” yükseköğretim sistemleri ve ülkemizdeki “siyaset” ve “YÖK” üzerinden yüksek-öğretim konusunda bazı yorumlar yaptıydım. Bu yazıda “üniversite,” “öğretim elemanı” ve “öğrenci ayağı” üzerine bazı yorumlar yaptım.
“Kötü gidişat”ın muhtemel sebeplerinin aşağıdaki durumlar olduğu kanaatindeyim!:
Üniversite ayağı/ortamı:
Türkiye’de üniversiteler en başta siyaset ve YÖK’ün kendilerine çizdiği strateji içerisinde kalmaktadırlar!!! Yani, mali ve idari özerklikleri yoktur!!!
Sonu gelmez insan, bina, ofis, laboratuvar, araç-gereç, hizmet alımlarında eksiklikler, aksaklıklar vardır!!!
Torpile dayalı “belirli kişileri tarif eden” akademik ilanların verilmesi son derece “normal”dir, “yaygındır”!!!
Torpile dayalı “belirli kişileri tarif eden” yönetici atanmaları son derece “normal”dir, “yaygındır”!!!
Güce yakın olmayan öğretim elemanlarına (“ötekiler”e) “ecnebi/gavur normları” uygulanmaktadır!!! Anayasanın “eşitlik” ilkesine aykırı olmasına rağmen!!!...
Dikkate değer oranda bazı öğretim elemanları kendi “uzmanlık alanları” dışındaki çalıştırılmaktadırlar!!! (geçmişte yazdığım bir yazıma bakılabilir!) En başta bu durumun öğrencilerin kariyer gelişimlerine ne derece faydalı olduğu büyük bir soru işaretidir!? Kamusal yararları!?...
Kurallar/kriterler sık sık değiştirilmektedirler!!! (ör., akademik atama ve yükseltme kriterleri). Yani, sistemsel “tutarsızlıklar” ve “çelişkiler” yaygındır!!!
Kurallar/kriterler “torpile dayalı” olarak zaman zaman kolaylaştırılmaktadır veya zorlaştırılmaktadır (ör. bazı “etkili” kişiler ve/veya yakınlarına veya bazı fakültelere “ayrıcalıklar” tanınması gibi)!!!
Lise tipi eğitim anlayışına dayalı olarak bazı üniversite etkinlikleri düzenlenebilmektedir!? Ör., inanmakta çok zorlandığım, A.Ü.’de bir fakültede “yumurta taşıma yarışması, çuval yarışı, halat çekme vb.”!? Kamusal yararları!?...
Saygın bir üniversitede olmaması gereken ortamların olması. Ör., A.Ü.’de kampüs-içinde “okey, kağıt vb.” oynanması!? Oysa öğrencilerin “ders çalışma” ve “akademik ortamlara” ihtiyaçları vardır (rutin ders zamanı ve sınav zamanı çalışma odaları, akademik çalışmalar için internete erişim odaları vb.)!!!
Türkiye’de üniversitelerde “kadro bekleyenler”in kadroları verilmememektedir!!! Ör., bir iddiaya göre, Akdeniz Üniversitesi’nde 500-1000 arasında akademik personel “kadro beklemektedir”!!! Doğal olarak, her geçen gün bu sayı “hızla” artmaktadır, yeni mağdurlar yaratmaktadır!!!
Genel “korku kültürü” iklimi etkisi ile akademisyenler haksızlıklar karşısında “sessiz kalmayı” tercih etmektedirler (işlerinden-ekmeklerinden olmamayı adına)!!!
Öğretim üyesi ayağı:
“Feodal ilişkiler” (“sen-ben-bizim oğlan”) temelinde “torpil” ile kurumlara girilmektedir, yükselmektedirler ve/veya yönetici olunmaktadır (istisnalar hariç)!!!
Yani, “Ne bildiğiniz değil, kimleri bildiğiniz” temelinde “hak ve ayrıcalıklara” sahipsiniz!!!
Mevcut yükseköğretim sistemindeki yıllardır süren “profesyonelleşme eksiklikleri” yüzünden “uzmanlık” alanının gerektirdiği önemli bilgi-beceriler öğretim elemanlarına kazandırılamamaktadır (yabancı dil de cabası!)!!!
“-Mış gibi yapmak” (yani, bir durumu/duyguyu gerçekte öyle olmadığı/hissetmediği halde, dışarıya öyleymiş gibi göstermek) yaygındır!!! Dünyada teknolojik/bilimsel ne modada ise, ilgili ürünleri “bakın bizde üretiyoruz!” algısı ile asla “sürdürülebilir olmayan” sözde ürünler üretmek, sözde başarılı göstermek eğilimi vardır!!! (ör., Covid-19 aşısı, elektrikli araba, robot vb.)!!!
“Memur tipi” bir akademik personel profili oluşturulmuştur!!! Şeklen “akademisyen,” özünde “memur” tarzı işler yapan (araştırmalardan ziyade, yoğun bürokratik işler ile uğraşmak yaygındır)!!!
Akademik statülerin “amaç” olmayıp, sözde “daha değerli statüler” elde etmek için “araç” olarak kullanılması söz konusudur (ör. belediye başkanı, milletvekili, bakan vb.)!!!
Öğrenci ayağı:
Lisans öğrencileri çoğunlukla nitelikli bir lise (ve altı) eğitimi al(a)mamaktadırlar!!!...
Niteliksiz lise eğitimi Türkiye’deki yükseköğretimin kalitesini çok düşürmektedir!!!
Lise öğrencileri çok düşük kriterler/puanlar ile yükseköğretime kurumlarına dahil edilmektedirler!!!
“Popülist politikalar” veya “oy avcılığı” kaygısı ile yükseköğretimin hızla büyümesi sonucu eğitim-iş/çalışma hayatı dengesi, uyumu yoktur!!! Sonuç olarak, binlerce “eğitimli-işsiz ordusu” yetiştirilmektedir!!! Ne zaman “patlayacakları” merak konusudur!!!...
İşsizlik, öğrencilerin “motivasyon”unu çok ciddi olarak düşürmektedir, öğretim elemanları/uzmanlarca derslere ilgisiz kaldıkları belirtilmektedir!!!
Öğretim elemanları/uzmanlarca çoğunlukla okumayan, merak etmeyen, ilgisiz, araştırmayan, kendini geliştirmeyen, sorumluluk duygusu olmayan veya rahatına ve eğlencesine çok düşkün vb. bir üniversite gençliği oluştuğu tespiti yapılmaktadır!!!… Kamusal yararları!?...
Özetle, yaptığım derin araştırmalar ve önceki gazete yazılarımın sonucu, Türk yüksek-öğretiminde sonu gelmez eksiklikler-aksaklıklar, engellemeler, haksızlıklar, liyakatsizlikler, irrasyonellikler, kuralsızlıklar, “biz-ötekiler” ayrımı, sübjektif/yanlı işler vb. sonucu “profesyonellikten çok uzak” ve “uluslararası standardın altında kurumlar” oluştuğu kanaatine vardım! Umarım yanılıyorumdur!!!
Akdeniz Üniversitesi’ndeki düşük kalite “problemi” kanaatimce yukarıdaki siyasi, ekonomik, kültürel koşullar/ortamlar içerisinde konumlandırarak yorumlamak gerekir!!!
Yukarıdaki kurumsal/akademik ortamlarda acaba “kurumların liderleri” ne derece “kaliteyi” artırabilirler ve/veya “araştırma üniversitesi” olabilirler? Cevabı: Kocaman bir “sıfır” olsa gerekir!!!
Mevcut durum böyle ise (özellikle de “objektif uluslararası kalite verileri!”), ülkemizin çoğu başka kurumlarındaki öğretim elemanları “çok daha düşük nitelikli” yayınlar ile doçent-profesör ünvanlarına sahip olurlar iken, “sözde kalite” adına, Akdeniz Üniversitesi’nde, iddialar doğru ise, 500-1000 arasında öğretim elemanına kadroların verilmemesi hangi kamusal yararlar dikkate alınarak oluşturulmuş bir eğitim politikası veya stratejisidir!? Kamuoyunca merak edilmektedir!!!
Yaklaşık son 7-8 yıldır ülkemizde ağırlaşan ekonomik krizin/enflasyonun altında insanlar ezilmekte iken, Akdeniz Üniversitesi’nin değerli öğretim elemanlarının “sözde kalite/araştırma üniversitesi” adına “ekonomik, psikolojik, sosyal itibar vb.” bakımlardan “mağdur edilmeleri” ne derece “insani”dir!?
Esen kalınız!
