Taner ŞAHİN
Köşe Yazarı
Taner ŞAHİN
 

Altyapı Yerine Polemik: Kaybeden Yine Vatandaş

Değerli Dostlar bugünkü yazımın konusu, “Akseki ve Aksu" hakkında Ağlanacak halimize artık gülmeye başladık. Bu söz, bugün yerel siyasetin ve yönetim anlayışının geldiği noktayı özetleyen acı bir ironi gibi duruyor. Antalya’nın Antalya iline bağlı Akseki ilçesinin Cevizli Mahallesi’nde yaşanan su baskını, yalnızca bir doğa olayı değil; yıllardır ötelenen sorumlulukların ve siyasi hesaplaşmaların su yüzüne çıkmış halidir. Yoğun yağış sonrası evlerini su basan vatandaşlar can derdindeyken, sosyal medyada paylaşılan mesajlar yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Önceki dönem belediye başkanı İbrahim Özkan tarafından yayınlanan geçmiş olsun mesajı, beklenen teselliyi vermekten çok şaşkınlık yarattı. Çünkü Aksekililerin önemli bir kısmı aynı soruyu sordu: Beş yıl boyunca görevde olan bir yönetim, Cevizli Mahallesi’nin altyapı sorununu çözmüş olsaydı, bugün bu mesajlara ihtiyaç kalır mıydı? Vatandaşın tepkisi sert ama anlaşılır: “Geçmiş olsun mesajı yerine özür mesajı yayınlanabilirdi.” Bu cümle, aslında yalnızca bir kişiye değil, genel bir yönetim anlayışına yöneltilmiş eleştiridir. Afet sonrası iyi dileklerde bulunmak elbette insani bir refleks. Ancak asıl mesele, afet öncesinde gerekli önlemleri alıp almadığınızdır. Altyapı eksikse, planlama yetersizse ve yıllardır bilinen sorunlar çözülmemişse, her yağmur biraz daha büyük bir sınava dönüşür. İşin bir diğer boyutu ise İlkay Akca ile önceki dönem yönetimi arasındaki siyasi çekişme. Siyasette rekabet doğaldır; hatta doğru yönetildiğinde hizmet kalitesini artırır. Ancak bu rekabet, kamuoyunun önünde çözüme odaklı bir tartışmaya dönüşmek yerine, karşılıklı imalara ve geciken cevaplara sıkışıyorsa, kazananı olmaz. Canlı yayında bir araya gelme teklifine bir tarafın tereddütsüz CHP’li Akseki Belediye Başkanı İlkay Akca “evet” demesi, Önceki dönem Ak Parti Belediye Başkanı İbrahim Özkan ise parti büyüklerinden izin beklemesi, yerel yöneticilerin ne kadar bağımsız hareket edebildiği sorusunu akıllara getiriyor. Aylarca beklenen yanıt gelmeyince halkın diline düşen o alaycı ifade yankılanıyor: “Herhalde şubatın 30’unda haber gelir.” Oysa vatandaşın beklentisi polemik değil, hesap verebilirliktir. Bir masa etrafında oturup geçmişi ve bugünü konuşabilen yöneticiler, yarını daha sağlam kurabilir. Kaçırılan her diyalog fırsatı, aslında kaybedilen bir çözüm ihtimalidir. Benzer bir tablo bu kez Aksu ilçesindeki Kumköy Sahili üzerinden karşımıza çıkıyor. Hortumun ardından denizin yükselmesiyle zarar gören sahil, doğanın sert yüzünü bir kez daha gösterdi. Ancak burada da geçmiş kararlar ve uygulanmayan tedbirler tartışma konusu. Önceki dönem belediye başkanı Halil Şahin döneminde yıkılmadığı söylenen yapılar, bugün yaşanan zararın büyümesinde ne kadar etkili oldu? Bu soru hâlâ net bir yanıt bekliyor. Daha sonra farklı siyasi kimliklerle görev yapan İsa Yıldırım için de beklenti aynı: Enerji, kişisel veya siyasi tartışmalara değil, Kumköy gibi hassas bölgelere yöneltilmeli. Antalya Büyükşehir cephesinde yaşanan gerilimlerde adı geçen Büşra Özdemir ile yürütülen tartışmalar, vatandaşın gözünde ikinci planda kalıyor. Çünkü Aksu yalnızca bir bölgeden ibaret değil; her mahallesi eşit hizmet bekliyor. Bugün gelinen noktada cesaret gerektiren asıl şey, geçmişle yüzleşebilmek. Eğer yerel yöneticiler gerçekten şeffaf bir yönetim anlayışını benimsiyorsa, dönemin büyükşehir belediye başkanı Menderes Türel döneminde alınan kararları da açıkça tartışabilmelidir. “Neden bazı bölgelerin idari yapısı değiştirildi?” sorusu, siyasi bir meydan okumadan çok, kamusal bir merakın ifadesidir. Türkiye’nin pek çok yerinde benzer hikâyeleri yaşıyoruz: Afetler oluyor, geçmiş olsun mesajları paylaşılıyor, birkaç gün hararetli tartışmalar yapılıyor ve sonra her şey unutuluyor. Ta ki bir sonraki afete kadar. Bu döngüyü kırmanın tek yolu, sorumluluğu sürekli başkasına atmak yerine ortak bir akıl geliştirmekten geçiyor. Yerel yönetimler için gerçek başarı, kriz anlarında verilen demeçlerle değil; krizler yaşanmadan önce yapılan hazırlıklarla ölçülür.  Sağlam altyapı, bilimsel planlama, şeffaf ihale süreçleri ve güçlü denetim mekanizmaları… Bunlar siyasi tercih değil, vatandaşın en temel hakkıdır. Ağlanacak halimize gülmemizin nedeni belki de çaresizlik hissidir. Ancak bu tabloyu değiştirmek imkânsız değil.  Yöneticiler eleştiriye kulak verip samimi bir özeleştiri yapabildiğinde, vatandaş da talepkâr ve takipçi olduğunda, yerel siyaset gerçek anlamda hizmet yarışına dönüşebilir. Çünkü bir kentin geleceği, sosyal medya mesajlarıyla değil; atılan sağlam adımlarla inşa edilir.
Ekleme Tarihi: 19 Şubat 2026 -Perşembe

Altyapı Yerine Polemik: Kaybeden Yine Vatandaş

Değerli Dostlar bugünkü yazımın konusu, “Akseki ve Aksu" hakkında

Ağlanacak halimize artık gülmeye başladık.

Bu söz, bugün yerel siyasetin ve yönetim anlayışının geldiği noktayı özetleyen acı bir ironi gibi duruyor.

Antalya’nın Antalya iline bağlı Akseki ilçesinin Cevizli Mahallesi’nde yaşanan su baskını, yalnızca bir doğa olayı değil; yıllardır ötelenen sorumlulukların ve siyasi hesaplaşmaların su yüzüne çıkmış halidir.

Yoğun yağış sonrası evlerini su basan vatandaşlar can derdindeyken, sosyal medyada paylaşılan mesajlar yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

Önceki dönem belediye başkanı İbrahim Özkan tarafından yayınlanan geçmiş olsun mesajı, beklenen teselliyi vermekten çok şaşkınlık yarattı.

Çünkü Aksekililerin önemli bir kısmı aynı soruyu sordu: Beş yıl boyunca görevde olan bir yönetim, Cevizli Mahallesi’nin altyapı sorununu çözmüş olsaydı, bugün bu mesajlara ihtiyaç kalır mıydı?

Vatandaşın tepkisi sert ama anlaşılır: “Geçmiş olsun mesajı yerine özür mesajı yayınlanabilirdi.”

Bu cümle, aslında yalnızca bir kişiye değil, genel bir yönetim anlayışına yöneltilmiş eleştiridir.

Afet sonrası iyi dileklerde bulunmak elbette insani bir refleks. Ancak asıl mesele, afet öncesinde gerekli önlemleri alıp almadığınızdır.

Altyapı eksikse, planlama yetersizse ve yıllardır bilinen sorunlar çözülmemişse, her yağmur biraz daha büyük bir sınava dönüşür.

İşin bir diğer boyutu ise İlkay Akca ile önceki dönem yönetimi arasındaki siyasi çekişme.

Siyasette rekabet doğaldır; hatta doğru yönetildiğinde hizmet kalitesini artırır.

Ancak bu rekabet, kamuoyunun önünde çözüme odaklı bir tartışmaya dönüşmek yerine, karşılıklı imalara ve geciken cevaplara sıkışıyorsa, kazananı olmaz.

Canlı yayında bir araya gelme teklifine bir tarafın tereddütsüz CHP’li Akseki Belediye Başkanı İlkay Akca “evet” demesi, Önceki dönem Ak Parti Belediye Başkanı İbrahim Özkan ise parti büyüklerinden izin beklemesi, yerel yöneticilerin ne kadar bağımsız hareket edebildiği sorusunu akıllara getiriyor.

Aylarca beklenen yanıt gelmeyince halkın diline düşen o alaycı ifade yankılanıyor: “Herhalde şubatın 30’unda haber gelir.”

Oysa vatandaşın beklentisi polemik değil, hesap verebilirliktir.

Bir masa etrafında oturup geçmişi ve bugünü konuşabilen yöneticiler, yarını daha sağlam kurabilir.

Kaçırılan her diyalog fırsatı, aslında kaybedilen bir çözüm ihtimalidir.

Benzer bir tablo bu kez Aksu ilçesindeki Kumköy Sahili üzerinden karşımıza çıkıyor.

Hortumun ardından denizin yükselmesiyle zarar gören sahil, doğanın sert yüzünü bir kez daha gösterdi.

Ancak burada da geçmiş kararlar ve uygulanmayan tedbirler tartışma konusu.

Önceki dönem belediye başkanı Halil Şahin döneminde yıkılmadığı söylenen yapılar, bugün yaşanan zararın büyümesinde ne kadar etkili oldu?

Bu soru hâlâ net bir yanıt bekliyor.

Daha sonra farklı siyasi kimliklerle görev yapan İsa Yıldırım için de beklenti aynı: Enerji, kişisel veya siyasi tartışmalara değil, Kumköy gibi hassas bölgelere yöneltilmeli.

Antalya Büyükşehir cephesinde yaşanan gerilimlerde adı geçen Büşra Özdemir ile yürütülen tartışmalar, vatandaşın gözünde ikinci planda kalıyor.

Çünkü Aksu yalnızca bir bölgeden ibaret değil; her mahallesi eşit hizmet bekliyor.

Bugün gelinen noktada cesaret gerektiren asıl şey, geçmişle yüzleşebilmek.

Eğer yerel yöneticiler gerçekten şeffaf bir yönetim anlayışını benimsiyorsa, dönemin büyükşehir belediye başkanı Menderes Türel döneminde alınan kararları da açıkça tartışabilmelidir.

“Neden bazı bölgelerin idari yapısı değiştirildi?” sorusu, siyasi bir meydan okumadan çok, kamusal bir merakın ifadesidir.

Türkiye’nin pek çok yerinde benzer hikâyeleri yaşıyoruz: Afetler oluyor, geçmiş olsun mesajları paylaşılıyor, birkaç gün hararetli tartışmalar yapılıyor ve sonra her şey unutuluyor.

Ta ki bir sonraki afete kadar.

Bu döngüyü kırmanın tek yolu, sorumluluğu sürekli başkasına atmak yerine ortak bir akıl geliştirmekten geçiyor.

Yerel yönetimler için gerçek başarı, kriz anlarında verilen demeçlerle değil; krizler yaşanmadan önce yapılan hazırlıklarla ölçülür.

 Sağlam altyapı, bilimsel planlama, şeffaf ihale süreçleri ve güçlü denetim mekanizmaları… Bunlar siyasi tercih değil, vatandaşın en temel hakkıdır.

Ağlanacak halimize gülmemizin nedeni belki de çaresizlik hissidir.

Ancak bu tabloyu değiştirmek imkânsız değil.

 Yöneticiler eleştiriye kulak verip samimi bir özeleştiri yapabildiğinde, vatandaş da talepkâr ve takipçi olduğunda, yerel siyaset gerçek anlamda hizmet yarışına dönüşebilir.

Çünkü bir kentin geleceği, sosyal medya mesajlarıyla değil; atılan sağlam adımlarla inşa edilir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve antalyahabertakip.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
İlhami Okudan
(18.02.2026 21:20 - #370)
Tebrik ederim. Hizmetin yerini siyasi şov alırsa felaket sonuçları sürpriz değildir.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve antalyahabertakip.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.