Değerli Dostlar bugünkü yazımın konusu, “Antalya Şoförler ve Otomobilciler Odası seçimleri" hakkında
Antalya Şoförler ve Otomobilciler Odası seçimleri yaklaşıyor.
Normal şartlarda bu cümle, projelerin, vaatlerin, çözüm önerilerinin konuşulması gereken bir sürecin başlangıcı olurdu.
Ama Antalya’da yine olmadı.
Çünkü ortada bir seçimden çok daha ağır bir mesele var: AHLAKİ İFLAS.
İşin en tuhaf, en rahatsız edici yanı şu:
Mevcut Başkan Mehmet Ali Alkan ile başkan adayı Oğuz Borazan hakkında mahkeme dosyalarına yansıyan suçun adı aynı:
“Görevi kötüye kullanma.”
Bakın bu çok kritik. Burada dedikodu yok, kulis yok, fısıltı yok.
Mahkeme evraklarında yer alan, sabit görülen suçlardan bahsediyoruz.
Ve şimdi Antalya taksi esnafına deniyor ki:
“Buyurun, bunlardan birini seçin.”
Bu mudur demokrasi?
Bu mudur temsil?
Bu mudur esnafa reva görülen kader?
MAHKEME KARARI ORTADA, YORUMA GEREK YOK
Antalya Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Mehmet Ali Alkan hakkında beklenen istinaf kararı açıklandı.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, rüşvet, görevi kötüye kullanma ve şantaj suçlarından verilen 5 yıl hapis cezasını onadı.
Bu karar, 10 Ocak 2026’da yapılacak oda seçimleri öncesinde resmiyet kazandı.
Bu noktadan sonra hâlâ “ama”, “fakat”, “şöyleydi”, “böyleydi” demek gerçeği değiştirmez.
Mahkeme konuşmuş, kararını vermiştir.
Diğer tarafta ise başkan adayı Oğuz Borazan var. Onun hakkında da işlediği sabit olan görevi kötüye kullanma suçları nedeniyle ceza verildiği biliniyor.
Hükmün Geri Bırakılması (HAGB) uygulanmış olabilir. Ama hukuken çok net bir gerçek var:
HAGB, “suç işlenmemiş” anlamına gelmez.
Bu gerçeği eğip bükmenin, üzerini örtmenin kimseye faydası yok.
ESNAFIN DERDİ MAHKEME DOSYASI DEĞİL, ÇÖZÜM
Antalya taksi esnafı bugün kontak çevirirken sadece yolcu taşımıyor.
Artan maliyetleri, bitmeyen trafik sorunlarını, korsan taşımacılığı, uygulama kaosunu, durak problemlerini, plaka baskısını da sırtında taşıyor.
Ve bu esnaf artık şunu açık açık söylüyor:
“Bizim derdimiz koltuk kavgası değil.
Bizim derdimiz çözüm.”
Ama gelinen noktada esnafın önüne çözüm değil, sicil konuluyor.
Temsil edilmesi gereken insanlar, kendilerini savunmak zorunda kalan yöneticilerle muhatap ediliyor.
Şimdi soralım:
Görevini kötüye kullandığı mahkeme kayıtlarına geçmiş isimler, yarın o görevi tekrar kötüye kullanmayacak diye bir kural var mı?
Yok.
Geçmiş, geleceğin en net aynasıdır.
BİZ HÂKİM DEĞİLİZ, AMA SUSMAYIZ
Altını özellikle çiziyorum:
Biz basın mensupları hâkim değiliz, savcı değiliz.
Mahkemelerin yerine geçmeyiz, kararlarını da eleştirmeyiz.
Ama bilinen gerçekleri kamuoyundan saklamak gibi bir lüksümüz de yoktur.
Gazetecilik, bazılarını rahatsız etme pahasına gerçeği yazma mesleğidir.
Hele ki konu binlerce esnafın temsil edileceği bir oda ise, susmak suça ortak olmaktır.
Bugün Antalya Şoförler ve Otomobilciler Odası koltuğu, bir hizmet makamı olmaktan çıkmış, yük taşıyan bir koltuk hâline gelmiştir.
O yük;
Mahkeme dosyalarıdır, şaibelerdir, güvensizliktir.
ANTALYA TAKSİ ESNAFI TEMİZ SAYFA İSTİYOR
Bu yazı bir taraf yazısı değildir.
Bu yazı bir isim yazısı değildir.
Bu yazı, bir sistem eleştirisidir.
Antalya taksi esnafı artık temiz bir sayfa istiyor.
Adı mahkeme salonlarında değil, sahada anılan bir oda başkanı istiyor.
Sorun üreten değil, sorun çözen bir yönetim istiyor.
Ve en önemlisi:
Emanetin ehline verilmesini istiyor.
Aksi hâlde bu seçim, bir tercih değil, bir mecburiyet olur.
Ve mecburiyetle seçilen her yönetim, daha en baştan kaybetmeye mahkûmdur.
