Taner ŞAHİN
Köşe Yazarı
Taner ŞAHİN
 

Hapis Var, Utanç Yok: Antalya’da Meslek Odalarında Neler Oluyor?

Değerli Dostlar bugünkü yazımın konusu, “Esnaf Oda Seçimleri" hakkında Antalya’da son dönemde peş peşe gelen yolsuzluk, rüşvet ve tefecilik operasyonları, artık “istisna” olmaktan çıkmış, sistemin kendisini ele veren bir fotoğrafa dönüşmüştür. Şehrin en büyük meslek kuruluşları, esnafın hakkını savunması gerekirken, bugün gelinen noktada adeta birer “suç şemsiyesi” gibi anılmaya başlandığı iddiaları ayyuka çıktı. Daha acısı şu: Hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan, tefecilikten tutuklanan ya da rüşvet çarkında adı geçen isimler, hâlâ o koltuklarda oturuyor. Bu durum, sadece hukuku değil, Antalya esnafının vicdanını da kanatıyor. Turizmin Başkentinde Kirli Sessizlik Turizmin başkenti Antalya, 2024 ve 2025 yıllarında rekorlar kırarken; aynı yıllar, şehir tarihinde belki de en büyük “temiz eller” beklentisinin yükseldiği dönemler oldu. Ancak beklentinin yerini, derin bir hayal kırıklığı aldı. Belediye koridorlarından taşan rüşvet dalgası, esnaf odalarının yönetim katlarına kadar ulaştı. Usulsüzlük kokusu, şehrin üzerine sinmiş durumda. Normal bir ülkede; – Gözaltına alınan, – Mahkemede “devleti kandırdım” diye itiraf eden, – Hapis cezası alan bir oda başkanının o koltukta bir dakika bile oturması mümkün değildir. Antalya’da ise tam tersi yaşanıyor. Kelepçelenen eller, koltuklardan kalkmıyor. İtiraf eden diller, suskunlukla ödüllendiriliyor. Sanki bu şehirde hukuk askıya alınmış, yerini “dokunulmaz koltuklar rejimi” almış gibi. Şoförler Odası’ndan Bakkallar Odası’na: “Hapis Yat, Koltuğu Koru” Antalya Şoförler ve Otomobilciler Odası’nda yaşananlar, bu çürümenin en çıplak göstergesidir. Hakkında hapis kararı bulunan bir ismin, hiçbir şey olmamış gibi görevine devam etmesi; esnaf camiasında ahlaki erozyonun belgesidir. Bakkallar Odası’nda gündeme gelen tefecilik, faturasız ticaret ve kayıt dışı gelir iddiaları ise artık yüz kızartıcı bir noktaya ulaşmıştır. Bir meslek odası düşünün: Esnafa dürüstlüğü, vergi ahlakını, kayıtlı ticareti anlatması gerekirken; kendi başkanı yargı önünde “hile yaptım” diyor. Ve sonuç? Hiçbir şey. “Hile Yaptım” Diyen Başkan, Protokolde Baş Köşede Bir oda başkanının, mahkeme salonunda şu cümleyi kurduğunu hayal edin: “Başkanlığımı kaybetmemek için ciromu düşük gösterdim, bakanlığı yanılttım.” Bu sözler, herhangi bir vatandaşın ağzından çıksa, ertesi gün hayatı altüst olur. Antalya’da ise bu itiraf, utanç vesikası olmak yerine, adeta görmezden gelinen bir detay muamelesi görüyor. Üstelik bu isimlerin, Antalya’daki üst kuruluşlar tarafından dışlanması gerekirken; – Kol kola fotoğraflarla, – Protokollerde yan yana durarak meşrulaştırılması, şehirde hukukun değil, yandaş koruma kalkanının işlediğini açıkça gösteriyor. Temiz Eller Antalya’ya Uğramayacak mı? Antalya esnafı artık yüksek sesle soruyor: Bu şehirde suç sayılan bir fiil, neden koltuk kaybettirmiyor? Başka illerde görevden el çektirme sebebi olan dosyalar, Antalya’da neden “hasır altı” ediliyor? – Siyasi irade neden sessiz? – Denetim mekanizmaları neden işlemiyor? – Yargı kararları neden fiilen yok sayılıyor? Bu sorular cevapsız kaldıkça, oluşan algı şu oluyor: “Antalya’da koltuğun varsa, suç seni bağlamaz.” Bu algı, sadece bugünü değil, şehrin yarınını da zehirliyor. Bu Bir Hukuk Meselesi Değil, Vicdan Meselesidir Makamların, suç isnatları karşısında bir koruma zırhına dönüşmesine izin verilmesi; hukuki bir skandal olmanın ötesinde, derin bir ahlaki çöküştür. Meslek odaları, esnafın namusudur. O namus; tefecilik iddialarıyla, rüşvet söylentileriyle, hapis kararlarıyla anılan isimlerin elinde tutulamaz. Antalya esnafı artık şunu söylüyor: “Bizi temsil etmeyenlerin, adımızı kirletenlerin o koltuklarda yeri yok.” Şehrin ticari geleceği, bu şaibeli düzenin elinde rehin alınmış durumda. Ankara’nın, yargı organlarının ve ilgili kurumların bu sessizliği ne zaman bozacağı merak konusu. Ama şunu herkes bilmeli: Adalet gecikebilir, Dosyalar sürüncemede kalabilir, Koltuklar bir süre daha korunabilir… Ama toplumun vicdanı susmaz. Ve o vicdan, er ya da geç bu kirli düzenin hesabını sorar.
Ekleme Tarihi: 25 Aralık 2025 -Perşembe

Hapis Var, Utanç Yok: Antalya’da Meslek Odalarında Neler Oluyor?

Değerli Dostlar bugünkü yazımın konusu, “Esnaf Oda Seçimleri" hakkında

Antalya’da son dönemde peş peşe gelen yolsuzluk, rüşvet ve tefecilik operasyonları, artık “istisna” olmaktan çıkmış, sistemin kendisini ele veren bir fotoğrafa dönüşmüştür.

Şehrin en büyük meslek kuruluşları, esnafın hakkını savunması gerekirken, bugün gelinen noktada adeta birer “suç şemsiyesi” gibi anılmaya başlandığı iddiaları ayyuka çıktı.

Daha acısı şu:

Hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan, tefecilikten tutuklanan ya da rüşvet çarkında adı geçen isimler, hâlâ o koltuklarda oturuyor.

Bu durum, sadece hukuku değil, Antalya esnafının vicdanını da kanatıyor.

Turizmin Başkentinde Kirli Sessizlik

Turizmin başkenti Antalya, 2024 ve 2025 yıllarında rekorlar kırarken; aynı yıllar, şehir tarihinde belki de en büyük “temiz eller” beklentisinin yükseldiği dönemler oldu.

Ancak beklentinin yerini, derin bir hayal kırıklığı aldı.

Belediye koridorlarından taşan rüşvet dalgası, esnaf odalarının yönetim katlarına kadar ulaştı. Usulsüzlük kokusu, şehrin üzerine sinmiş durumda.

Normal bir ülkede;
– Gözaltına alınan,
– Mahkemede “devleti kandırdım” diye itiraf eden,
– Hapis cezası alan
bir oda başkanının o koltukta bir dakika bile oturması mümkün değildir.

Antalya’da ise tam tersi yaşanıyor.

Kelepçelenen eller, koltuklardan kalkmıyor.

İtiraf eden diller, suskunlukla ödüllendiriliyor.

Sanki bu şehirde hukuk askıya alınmış, yerini “dokunulmaz koltuklar rejimi” almış gibi.

Şoförler Odası’ndan Bakkallar Odası’na: “Hapis Yat, Koltuğu Koru”

Antalya Şoförler ve Otomobilciler Odası’nda yaşananlar, bu çürümenin en çıplak göstergesidir.

Hakkında hapis kararı bulunan bir ismin, hiçbir şey olmamış gibi görevine devam etmesi; esnaf camiasında ahlaki erozyonun belgesidir.

Bakkallar Odası’nda gündeme gelen tefecilik, faturasız ticaret ve kayıt dışı gelir iddiaları ise artık yüz kızartıcı bir noktaya ulaşmıştır.

Bir meslek odası düşünün:

Esnafa dürüstlüğü, vergi ahlakını, kayıtlı ticareti anlatması gerekirken; kendi başkanı yargı önünde “hile yaptım” diyor.

Ve sonuç?

Hiçbir şey.

“Hile Yaptım” Diyen Başkan, Protokolde Baş Köşede

Bir oda başkanının, mahkeme salonunda şu cümleyi kurduğunu hayal edin:

“Başkanlığımı kaybetmemek için ciromu düşük gösterdim, bakanlığı yanılttım.”

Bu sözler, herhangi bir vatandaşın ağzından çıksa, ertesi gün hayatı altüst olur.
Antalya’da ise bu itiraf, utanç vesikası olmak yerine, adeta görmezden gelinen bir detay muamelesi görüyor.

Üstelik bu isimlerin, Antalya’daki üst kuruluşlar tarafından dışlanması gerekirken;
– Kol kola fotoğraflarla,
– Protokollerde yan yana durarak
meşrulaştırılması, şehirde hukukun değil, yandaş koruma kalkanının işlediğini açıkça gösteriyor.

Temiz Eller Antalya’ya Uğramayacak mı?

Antalya esnafı artık yüksek sesle soruyor:

Bu şehirde suç sayılan bir fiil, neden koltuk kaybettirmiyor?

Başka illerde görevden el çektirme sebebi olan dosyalar, Antalya’da neden “hasır altı” ediliyor?

– Siyasi irade neden sessiz?
– Denetim mekanizmaları neden işlemiyor?
– Yargı kararları neden fiilen yok sayılıyor?

Bu sorular cevapsız kaldıkça, oluşan algı şu oluyor:

“Antalya’da koltuğun varsa, suç seni bağlamaz.”

Bu algı, sadece bugünü değil, şehrin yarınını da zehirliyor.

Bu Bir Hukuk Meselesi Değil, Vicdan Meselesidir

Makamların, suç isnatları karşısında bir koruma zırhına dönüşmesine izin verilmesi; hukuki bir skandal olmanın ötesinde, derin bir ahlaki çöküştür.

Meslek odaları, esnafın namusudur.

O namus; tefecilik iddialarıyla, rüşvet söylentileriyle, hapis kararlarıyla anılan isimlerin elinde tutulamaz.

Antalya esnafı artık şunu söylüyor:

“Bizi temsil etmeyenlerin, adımızı kirletenlerin o koltuklarda yeri yok.”

Şehrin ticari geleceği, bu şaibeli düzenin elinde rehin alınmış durumda.

Ankara’nın, yargı organlarının ve ilgili kurumların bu sessizliği ne zaman bozacağı merak konusu.

Ama şunu herkes bilmeli:

Adalet gecikebilir,

Dosyalar sürüncemede kalabilir,

Koltuklar bir süre daha korunabilir…

Ama toplumun vicdanı susmaz.

Ve o vicdan, er ya da geç bu kirli düzenin hesabını sorar.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve antalyahabertakip.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.