Değerli Dostlar bugünkü yazımın konusu, “Antalya Büyükşehir Belediyesinin Atamaları" hakkında
Bir kamu kurumunda çürüme sessiz başlamaz.
Önce kulislerde fısıldanır sonra koridorlarda normalleşir, en sonunda da Sayıştay raporlarına girer.
Bugün konuştuğumuz tablo tam olarak budur.
Kariyer ve liyakat ilkelerinin kâğıt üzerinde kaldığı uygulamada ise eş-dost, sendika yakınlık ve keyfiyetin esas alındığı bir düzen iddiası…
Sayıştay raporlarına yansıyan bulgulara ve kurum içinden gelen ciddi iddialara bakıldığında burada münferit hatalardan değil sistematik bir kadrolaşma ve görev gaspından söz etmek gerekiyor.
Antalya Büyükşehir Belediyesinde Beden İşçisinden Satın Alma Müdürüne Giden Yol
Esin G. örneği bu çarpıklığın en net fotoğrafıdır.
2025 yılında “beden işçisi” unvanıyla işe giren bir kişinin, kısa süre içinde satın alma memuru olarak görev yaptığı iddia ediliyor.
Ne ilgili mesleki geçmiş ne kamu satın alma mevzuatı bilgisi ne de sınav süreci…
Buna rağmen şirket elemanı statüsünden kritik bir kamu görevine uzanan bir terfi zinciri.
Bu durum sadece hukuka değil kamu vicdanına da açık bir meydan okumadır.
Antalya Büyükşehir Belediyesinde Teknik Destek Müdürü Olup Tekniğe Uğramayan Bir Müdürlük
Talip A. dosyası ise adeta ibretliktir. 2021 yılında teknik destek müdürlüğüne atanan Talip A.’nın düz lise mezunu olduğu teknik alanda herhangi bir eğitim, birikim veya tecrübesinin bulunmadığı iddia ediliyor.
Buna rağmen üç yıl boyunca bu görevi yürütüyor.
Yetmiyor…
2024 yılında açıktan iki yıllık halkla ilişkiler okumaya başlıyor ve buna paralel olarak idari işler müdürlüğüne de atanıyor.
Aynı anda iki müdürlük.
Donanım yok, liyakat yok, alan bilgisi yok.
Kurum içinde yaygın olarak dile getirilen bir başka iddia ise daha vahim: Talip A.’nın gününü makamında geçirdiği, personelle iletişim kurmadığı, tüm teknik ve idari işlerin mühendis kadrosundaki Muhammet E. K. adlı memur tarafından fiilen yürütüldüğü.
Yani kâğıt üzerinde müdür fiiliyatta seyirci.
Antalya Büyükşehir Belediyesinde Sınav Kazananlar Kapıda, Sevgililer Makamda
İddialar bununla da sınırlı değil.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkana yakınlığıyla bilinen Murat Y. ile duygusal ilişki yaşadığı iddia edilen Mehtap Ç.’nin, İnsan Kaynakları Eğitim Şube Müdürü olarak atanması kurum içinde büyük tepki topluyor.
Çünkü aynı birimde görevde yükselme sınavını kazanmış kıdemli ve başarılı memurlar varken, sınava dahi girmeyen bir ismin doğrudan müdür yapılması açıkça eşitlik ilkesini yok saymaktır.
Bu atama, “emek mi önemli, yakınlık mı?” sorusunu kamu çalışanlarının yüzüne tokat gibi çarpmıştır.
Antalya Büyükşehir Belediyesinde Sendika Kartıyla Gelen Müdürlükler
Güllü D. A. örneği ise sendikal gücün nasıl bir avantaja dönüştürüldüğüne dair çarpıcı bir iddia olarak kayıtlara geçiyor.
Sendika yönetiminde bulunmasının sağladığı etkiyle aynı birimde kıdemi ve sınav puanı daha yüksek personel varken şube müdürlüğüne atanması sendikacılığın hak arama değil makam dağıtma aracına dönüştüğü eleştirilerini güçlendiriyor.
Antalya Büyükşehir Belediyesinde Sınava Girmeden Daire Başkanı, Sonra Müdür
Ve son perde…
Sınava girmeden, 6 ay daire başkanlığı kadrosunda kalıp ardından şube müdürlüğüne geçirilen isimlerin sayısının “fazlalığı”. Orhan A., Yakup D., Burcu K., Talih H.İ.K. gibi isimlerin bu şekilde görev değişikliği yaşadığı iddiaları, artık tekil hatalardan değil kurumsallaşmış bir usulsüzlükten söz edilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Bu tablo bir yönetim zafiyeti değildir.
Bu tablo, kamu kurumunun içinin boşaltılmasıdır.
Bu tablo yıllarca sınava çalışan kendini geliştiren liyakatle yükselmeyi bekleyen memura atılmış bir tokattır.
Bu tablo Sayıştay raporlarına girmişse artık “iddia” olmaktan çıkıp hesap verilmesi gereken bir kamu meselesi haline gelmiştir.
Soru nettir:
Bu atamaları kim yaptı?
Hangi yetkiyle yaptı?
Ve en önemlisi: Bu düzen kimin işine yarıyor?
Cevaplar verilmedikçe, bu skandal büyümeye; suskunluk ise suça ortak olmaya devam edecektir.
