Değerli Dostlar bugünkü yazımın konusu, “Prof. Dr. Özlenen Özkan " hakkında
Antalya’nın en önemli bilim kurumlarından biri olan Akdeniz Üniversitesi, bugünlerde bilimsel başarılarıyla değil, tartışmalarla gündemde.
Üniversitenin başındaki isim olan Prof. Dr. Özlenen Özkan için kulislerde konuşulan hedef ise oldukça büyük: T.C. Sağlık Bakanlığı koltuğu.
Elbette bir akademisyenin ileride bakan olma hayali kurması kimseyi rahatsız etmez.
Ancak sorun şurada başlıyor:
Eğer bir üniversitenin rektörü Ankara’daki siyasi hedefler için Antalya’ya “ara sıra uğrayan” bir yönetici görüntüsü veriyorsa, o zaman ortada ciddi bir yönetim sorunu var demektir.
Çünkü rektörlük makamı bir siyasi sıçrama tahtası değil, bir bilim kurumunun kaderini belirleyen sorumluluk makamıdır.
Ve bugün Akdeniz Üniversitesi’nin akademik verileri, bu sorumluluğun ne kadar ağır olduğunu açıkça gösteriyor.
Dünya Sıralaması Alarm Veriyor
Dünya üniversite sıralamalarına bakıldığında tablo hiç iç açıcı değil.
2026 yılı verilerine göre Akdeniz Üniversitesi dünya sıralamasında 1201–1500 bandına gerilemiş durumda.
Oysa bu üniversite 2018 yılında 801–1000 bandındaydı.
Yani yalnızca birkaç yıl içinde yüzlerce basamak geriye düşen bir akademik performanstan söz ediyoruz.
Daha da dikkat çekici olan nokta şu:
Mevcut yönetim 2020 yılında göreve geldi.
Ve yalnızca bir yıl sonrasındaki verilere, yani 2021’den itibaren bakıldığında akademik kalitenin yukarı değil aşağı doğru gittiği açıkça görülüyor.
Bu artık yorum değil, veri.
Üniversiteler propaganda ile değil, akademik üretimle yükselir.
Eğer bir üniversite dünya sıralamalarında sürekli geriliyorsa, orada ciddi bir yönetim ve vizyon sorunu vardır.
Sağlık Alanında Bile Gerileme Var
İşin en çarpıcı tarafı ise sağlık ve tıp alanındaki tablo.
Akdeniz Üniversitesi yıllardır Türkiye’nin önemli tıp merkezlerinden biri olarak görülüyordu.
Üniversite hastanesi ve tıp fakültesi Antalya’nın sağlık yükünü taşıyan kurumlardan biri.
Ancak dünya kalite sıralamalarında sağlık ve tıp alanındaki veriler de gerilemeye işaret ediyor.
2026 verilerine göre sağlık alanındaki sıralama 801–1000 bandında.
Oysa 2019 yılında bu alan “601+” seviyesindeydi.
Yani yıllar geçtikçe bu alanda da yukarı değil aşağı giden bir grafik var.
Ve burada ironik bir durum ortaya çıkıyor.
Üniversite yönetiminin önemli isimleri sağlık ve tıp alanından geliyor.
Buna rağmen veriler, yöneticilerin kendi akademik alanlarında bile kalitenin düştüğünü gösteriyor.
Bu gerçekten düşündürücü.
Üniversite Yönetmek ile Makam Kovalamak Arasında Fark Var
Bir üniversiteyi yönetmek, bir makamı taşımaktan çok daha ağır bir sorumluluktur.
On binlerce öğrenci, binlerce akademisyen, dev bir araştırma altyapısı…
Böylesi bir kurumu yönetmek tam zamanlı bir liderlik gerektirir.
Ama Antalya’da giderek daha yüksek sesle sorulan bir soru var:
Akdeniz Üniversitesi gerçekten yönetiliyor mu?
Yoksa Ankara’da yürütülen siyasi temasların gölgesinde mi kalıyor?
Rektörün Ankara’da temaslar yürütmesi elbette doğal olabilir.
Ancak üniversite dünya sıralamalarında gerilerken, akademik kalite düşerken ve kampüs içinde sayısız sorun konuşulurken bu durum çok daha büyük bir tartışmayı beraberinde getiriyor.
Antalya’nın Üniversitesine Ne Oluyor?
Antalya turizm kenti olabilir ama aynı zamanda bilim kenti olmak zorundadır.
Ve bunun lokomotifi Akdeniz Üniversitesi’dir.
Bu üniversite gerilerse yalnızca akademi değil, şehir de geriler.
Bugün Antalya’da akademisyenler, öğrenciler ve mezunlar aynı soruyu soruyor:
Akdeniz Üniversitesi neden geriliyor?
Bu sorunun cevabı verilmeden Ankara’da kurulacak hayallerin Antalya’da karşılığı olmaz.
Çünkü bir üniversiteyi büyüten şey makam değil, bilimdir.
Son Soru
Antalya kamuoyu artık çok net bir cevap bekliyor:
Akdeniz Üniversitesi’nin rektörü Ankara’daki siyasi hedeflere mi odaklanacak,
yoksa Antalya’daki üniversitesini yeniden ayağa kaldırmaya mı?
Çünkü gerçek şu:
Bir üniversiteyi yönetemeyen bir kadronun ülkenin sağlık sistemini yönetebileceğine kimse kolay kolay inanmaz.
Ve Akdeniz Üniversitesi bugün tam da bu sorunun ortasında duruyor.

