3247Değerli Dostlar bugünkü yazımın konusu, “BAİB ve AK Parti " hakkında
Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği’nin (BAİB) genel kurulu, rakamlardan ibaret sıradan bir seçim değildir.
1659 üyeden 1241’inin sandığa gitmesi, açıkça şunu söylüyor: Bu şehirde ihracatçı susmuyor, mesajını veriyor.
Üstelik bu mesaj, kulak tıkayanlara karşı yüksek sesle verilmiş bir uyarıdır.
Mehmet Ali Can’ın 624 oyla kazandığı, Ramazan Keskin’in 611 oyda kaldığı bu seçimde ortaya çıkan 13 oy fark, aslında küçük bir fark değil; büyük bir kırılmanın, ince ama sert bir tepkinin göstergesidir.
Çünkü bu sonuç, “kim daha iyi proje sundu” tartışmasından çok daha fazlasını anlatıyor.
Açık konuşalım.
Ramazan Keskin’in kaybetmesi sadece bir adayın kaybı değildir.
Bu sonuç, son dönemde siyasetin özellikle sahadan koparak sosyal medyada yapılan açıklamalarla yürütülmeye çalışılmasına verilen bir tepkidir.
Ve evet, bu tepkinin merkezinde AK Parti’ye yakınlık meselesi vardır.
Ama burada kritik bir ayrım yapmak gerekiyor:
Bu sonuç AK Parti’ye karşı bir tepki değil,
AK Parti’nin içindeki yanlış iletişim biçimlerine karşı bir tepkidir.
Çünkü bu şehirde hâlâ AK Parti’ye gönül veren, istikrarı savunan, üretimi destekleyen ciddi bir taban var.
Ancak bu taban artık şunu söylüyor:
“Bize yukarıdan konuşmayın, bizimle konuşun.”
Son dönemde bazı yöneticilerin sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalar, esnafı anlamak yerine yön vermeye çalışan bir dil içeriyor.
Oysa Antalya esnafı da ihracatçısı da artık bu dili kabul etmiyor.
Tepki tam olarak burada büyüyor.
Bir başka gerçek daha var:
AK Parti’ye yakınlığıyla bilinen bazı yapıların –özellikle iş dünyası içindeki belirli çevrelerin– her alanda görünür olma çabası, sahadaki dengeleri bozuyor.
İnsanlar artık “aynı isimler, aynı çevreler” algısından rahatsız.
Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) seçiminde Mehmet Ali Can’ın listesine verilen destek, biraz da bu tekelleşmiş görüntüye karşı bir duruştur.
Şimdi gelelim asıl can yakan noktaya…
Antalya gibi 19 ilçeli, ekonomik ve siyasi açıdan kritik bir şehirde, bazı ilçe teşkilatlarının adeta görünmez olması kabul edilebilir mi?
AK Parti Kepez’de sessizlik.,
AK Parti Konyaaltı’nda sessizlik.
Ne sahada güçlü bir çalışma ne yerel basınla sağlıklı bir iletişim…
Siyaset görünmeden yapılmaz.
Halkın içine girmeden hiç yapılmaz.
Buna karşılık AK Parti Muratpaşa ve AK Parti Alanya teşkilatları sahada.
İnsanların arasında.
Her gün çalışıyor, anlatıyor, dinliyor.
Yerel basınla iletişim kuruyor.
İşte siyaset budur.
AK Parti’nin gücü geçmişte buradan geliyordu:
Sahadan, samimiyetten, birebir temas kurmaktan…
Eğer bugün bazı ilçelerde bu refleks kaybedilmişse, bunun bedeli sadece yerel seçimlerde değil, her alanda ödenir.
Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) seçiminde gelen sonuç da bunun küçük bir fragmanıdır.
Buradan açık bir çağrı yapmak gerekiyor:
AK Parti Antalya İl Yönetimi, bu sonucu “küçük bir fark” diye geçiştiremez.
Bu tabloyu masaya yatırmak zorundadır. Neden kaybedildi?
Nerede hata yapıldı?
Kimler sahada yok?
Kimler sadece sosyal medyada var?
Daha da önemlisi…
Artık aynı isimlerle, aynı çevrelerle siyaset üretme dönemi bitmiştir.
Yeni insanlara ulaşmak, yeni yüzlerle temas kurmak zorunluluktur.
Çünkü siyaset dar bir çevreyle değil, geniş kitlelerle kazanılır.
Ve unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur:
Sandık, kimsenin makamına göre değil, halkın hissiyatına göre sonuç verir.
Bugün Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB)’te verilen mesaj nettir:
“Bizi dinleyin, bizimle yürüyün, yoksa biz başka yolu seçeriz.”
AK Parti bu mesajı doğru okursa güçlenir.
Görmezden gelirse, sadece bir seçim değil, bir şehir kaybedilir.
