Bugün kalbimde büyük bir sessizlik hüzün ve acı var.
Evde her şey yerli yerinde ama hiçbir şey tamam değil. Çünkü 14 yıldır ailemin bir parçası olan Badem kızım artık yok. Aslında “yok” demek çok ağır… O sadece gözümün göremediği bir yere gitti, melek oldu
Badem bir evcil hayvan değildi. O, hayatımın en saf tanığıydı. Sevinçlerimi abartısız, acılarımı sessizce paylaşan bir candı. İnsanlar sorular sorar, yorum yapar, bazen anlamaz… Badem anlamaya çalışmazdı; zaten bilirdi. Bir bakışıyla, başını dizime koyuşuyla, nefesini hissettirişiyle her şeyi anlatırdı.
14 yıl boyunca aynı evde değil, aynı duyguda yaşadık. Sabahları uyanışımda, akşam yorgunluğumda, umutlarımda ve kırgınlıklarımda hep yanımdaydı. Yalnızca seven bir kalpti o. Bazen insanlardan alamadığım huzuru ve mutluluğu bir patinin dokunuşunda buldum.
Zaman ona da dokundu. Adımları ağırlaştı, gözleri beni seçemez oldu ama kalbi hiç şaşmadı. Elimi tuttuğunda, sesimi duyduğunda beni tanıdı. Son günlerinde ona bakarken, aslında vedaya hazır olmam gerektiğini biliyordum ama kalp hiçbir vedaya hazır olmuyor. İnsan, bir canı böyle severken ayrılığı kabul edemiyor.
Bugün kapıdan içeri girerken alışkanlıkla “Badem” dedim. Sesim boşluğa çarptı. Mama kabı yerinde, yatağı duruyor ama evin ruhu eksik. Çünkü bazı canlar evi doldurur; yoklukları duvarlardan bile hissedilir.
Badem bana sadakati öğretti. Karşılıksız sevgiyi, sessiz dayanışmayı… Bir cana dokunmanın, onunla birlikte yaş almanın ne demek olduğunu. Onunla geçen 14 yıl bir ömür gibiydi ama yine de yetmedi.
Şimdi inanmak istiyorum… Bir yerlerde acının olmadığı, nefesin daralmadığı, yaşlılığın yük olmadığı bir yerde özgürce koştuğuna. Belki beni bekliyordur, belki de sadece huzurla uyuyordur. Ama bildiğim bir şey var: Badem kalbimden hiç gitmeyecek.
Onu toprağa değil, anılarıma emanet ettim.
Bir ömür sevdim, bir ömür özleyeceğim.
Hoşça kal Bademim …
İyi ki benim ailemdin.
İyi ki kalbimde iz bıraktın.


