Fatma ŞAHİN
Köşe Yazarı
Fatma ŞAHİN
 

Bir Gün Değil, Bir Ömür: Gazetecilik

Evet… Çalışan Gazeteciler Günüymüş. Bizim için takvimdeki bir başlıktan ibaret. Çünkü biz bu mesleği bir günde yaşamıyoruz; her gün, her yazıda, her haberde bedel ödeyerek yapıyoruz. Biz gazeteciler hep arada bırakıldık. Ne tam “bizden” olduk, ne tamamen “karşıdan”. Gerçeği yazdık diye düşman kazandık, susmadık diye hedef gösterildik. Birini övdük diye yaftalandık, birini eleştirdik diye linç edildik. İyi yazarsan “bizim adam”, kötüyü yazarsan “satılmış”. Yetmez… Bir de utanmadan, sıkılmadan “para karşılığı yazıyor” iftirası atılır. Bu kadar kolay kirletilir mi bir kalem? Bu kadar ucuz mu bir gazetecinin onuru? Kimse şunu sormaz: O yazıyı yazarken kaç uykusuz gece geçti? O haberi yaparken kaç kapı yüzüne kapandı? Kaç kez “daha fazla yazma” denildi, kaç kez yalnız bırakıldı? Basın camiasının içi de dışı kadar yaralı. Kutuplaşma sadece siyasette değil; kalemlerin arasında da derin yarıklar açtı. Gazeteciler gazetecileri hedef alıyor. Birbirini yok sayıyor, küçümsüyor, meslekten saymıyor. Sanki bu meslek birkaç kişiye aitmiş gibi… Sanki herkes aynı kalıptan çıkmak zorundaymış gibi… Hayır. Her gazetecinin kendi sesi vardır. Kendi okuru, kendi duruşu, kendi vicdanı vardır. Kimsenin kimseyi “sen gazeteci değilsin” diye yargılama hakkı yoktur. Bir de adı “cemiyet” olanlar var. Adı “dernek” olanlar. Gazeteciyi korumak için var olması gerekenler… Ama çoğu zaman en çok yarayı oradan alıyoruz. Çalışan gazeteciyi sahiplenmek yerine ayrıştıran, hak aramak yerine koltuk arayan, dayanışma yerine sessizliği seçen yapılar… Biz ise hâlâ ayaktayız. Gelirlerimiz erirken, güvencelerimiz yok olurken, itibarımız hedef alınırken, geçim derdi boğazımıza kadar dayanmışken bile… Çünkü biz biliriz: Gerçek yazılmazsa karanlık büyür. Gazeteci susarsa, yalan konuşur. Bu yüzden yazıyoruz. Bizi sevmeyenlere rağmen, tehdit edenlere rağmen, yalnız bırakılmamıza rağmen… Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun demek içimden gelmiyor. Ama şunu haykırmak istiyorum: Biz buradayız. Kırgınız, yorgunuz ama teslim değiliz. Kalemimiz hâlâ elimizde. Ve bu ülkede gerçekler yazılana kadar, bedeli ne olursa olsun, yazmaya devam edeceğiz.
Ekleme Tarihi: 12 Ocak 2026 -Pazartesi

Bir Gün Değil, Bir Ömür: Gazetecilik

Evet… Çalışan Gazeteciler Günüymüş.

Bizim için takvimdeki bir başlıktan ibaret. Çünkü biz bu mesleği bir günde yaşamıyoruz; her gün, her yazıda, her haberde bedel ödeyerek yapıyoruz.

Biz gazeteciler hep arada bırakıldık.
Ne tam “bizden” olduk, ne tamamen “karşıdan”.
Gerçeği yazdık diye düşman kazandık, susmadık diye hedef gösterildik.
Birini övdük diye yaftalandık, birini eleştirdik diye linç edildik.

İyi yazarsan “bizim adam”,
kötüyü yazarsan “satılmış”.
Yetmez… Bir de utanmadan, sıkılmadan “para karşılığı yazıyor” iftirası atılır.
Bu kadar kolay kirletilir mi bir kalem?
Bu kadar ucuz mu bir gazetecinin onuru?

Kimse şunu sormaz:
O yazıyı yazarken kaç uykusuz gece geçti?
O haberi yaparken kaç kapı yüzüne kapandı?
Kaç kez “daha fazla yazma” denildi, kaç kez yalnız bırakıldı?

Basın camiasının içi de dışı kadar yaralı.
Kutuplaşma sadece siyasette değil; kalemlerin arasında da derin yarıklar açtı.
Gazeteciler gazetecileri hedef alıyor.
Birbirini yok sayıyor, küçümsüyor, meslekten saymıyor.
Sanki bu meslek birkaç kişiye aitmiş gibi…
Sanki herkes aynı kalıptan çıkmak zorundaymış gibi…

Hayır.
Her gazetecinin kendi sesi vardır.
Kendi okuru, kendi duruşu, kendi vicdanı vardır.
Kimsenin kimseyi “sen gazeteci değilsin” diye yargılama hakkı yoktur.

Bir de adı “cemiyet” olanlar var.
Adı “dernek” olanlar.
Gazeteciyi korumak için var olması gerekenler…
Ama çoğu zaman en çok yarayı oradan alıyoruz.
Çalışan gazeteciyi sahiplenmek yerine ayrıştıran,
hak aramak yerine koltuk arayan,
dayanışma yerine sessizliği seçen yapılar…

Biz ise hâlâ ayaktayız.
Gelirlerimiz erirken, güvencelerimiz yok olurken,
itibarımız hedef alınırken,
geçim derdi boğazımıza kadar dayanmışken bile…

Çünkü biz biliriz:
Gerçek yazılmazsa karanlık büyür.
Gazeteci susarsa, yalan konuşur.

Bu yüzden yazıyoruz.
Bizi sevmeyenlere rağmen,
tehdit edenlere rağmen,
yalnız bırakılmamıza rağmen…

Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun demek içimden gelmiyor.
Ama şunu haykırmak istiyorum:
Biz buradayız.
Kırgınız, yorgunuz ama teslim değiliz.
Kalemimiz hâlâ elimizde.
Ve bu ülkede gerçekler yazılana kadar,
bedeli ne olursa olsun, yazmaya devam edeceğiz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve antalyahabertakip.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Şafak Çelik
(11.01.2026 12:49 - #363)
Ağzına sağlık çok haklısın sitemlerin de . Bu ülkede kim işini iyi yapıyorsa istenmiyor .
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve antalyahabertakip.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.